“İlk Olmak İçin Yarışıyoruz”


Babür Özden ve Rıza Can Berkan, 30 yıldır dostlar. Zaman zaman bu dostlukları çeşitli iş birliklerine de dönüştü. Son olarak endüstriyel chatbot işinde ortaklık kuran eski dostlar, bu alanda “ilk olmak için yarışıyor.” MAANA’nın kurucusu ve CEO’su Babür Özden ile yapay zeka şirketi exClone’un sahibi Rıza Can Berkan, 2016’nın son çeyreğinde start alan bu iş birliğiyle şirketlerin erişemedikleri karanlık verileri tekrar hayata döndürüp kullanılabilir hale getirmeyi hedefliyor.

Rıza Can Berkan ve Babür Özden, ABD’de yaşayan iki başarılı start up girişimcisi. Ama tek ortak noktaları bu değil… 7 yaşından bu yana süren çok yakın bir dostlukları var. Bu dostluk, ilerleyen yıllarda iş arkadaşlığına da dönüşmüş. 2016’nın son çeyreği ise onlar için yeni bir milattı. Babür Özden’in bilgi platformu şirketi MAANA ile Rıza Can Berkan’ın yapay zeka ve chatbot alanında uzmanlaşan şirketi exClone, geçen yılın son aylarında önemli bir iş birliğine imza attı. İki girişimcinin bu iş birliğinden beklentileri büyük. Dünya ekonomisine yön veren dev şirketlerin, veri kaynaklarındaki tüm bilgileri devreye sokabilecek ve alınan stratejik kararlarda bu bilgilerin tamamının kullanımını sağlayacak yazılımlar geliştirmeye amaçlıyorlar. Konu biraz karmaşık görünse de MAANA Kurucusu ve CEO’su Babür Özden, gayet net anlatıyor:

“Endüstriyel dünyanın en büyük 700 şirketinde yaklaşık 2,5 milyon insan, 70 bine yakın iş akışı üzerinde, günde 11 milyon adet karar alıyor. Bu kararlar dünya ekonomisinin üzerine çalıştığı tüm altyapıyı yönetiyor. Limanlar, gemiler, enerji, elektrik sistemleri… Amacımız günlük 11 milyon kararı alan bu 2,5 milyon insana bir şekilde ulaşmak. Kendimize koyduğumuz hedef bu.” Peki bu nasıl olacak? O kişilere ulaşıldığında ne olacak? Hem bu soruları hem MAANA ile exClone’un doğuş hikayelerini, Babür Özden ve Rıza Can Berkan’dan dinledik:

Uzun zamandır ABD’de yaşıyorsunuz. Oradaki hayatınız nasıl başladı?
RIZA CAN BERKAN:30 yıl önce ABD’ye doktora yapmaya gelmiştim. Nükleer fizikçiyim. Uzun yıllar ABD hükümetine çalıştım. O dönemde yapay zekayla da uğraşıyordum. 2000’li yıllarda ise kendi işime başladım. O dönemde birkaç start up şirketi kurdum. Bunlardan biri Hakia idi. Son 4 yıldır ise yapay zeka alanında çalışan exClone adında yeni bir şirketim var. Şu anda odaklandığımız konu “chatbot” teknolojisi. 3-4 yıl önce endüstriyel dünyada bu konunun öne çıkacağını düşünerek chatbot işine girdim.

Tam olarak nedir bu chatbot konusu?
BERKAN:Türkçesi tam olarak nedir bilmiyorum ama “sohbet bot”u denilebilir. Chatbot’lar aslında Türkiye’deki teknoloji insanları arasında da bayağı biliniyor. İki türlü chatbot var: Birincisi “transactional chatbot” dediğimiz, işlevsel chatbot’lar. Bunlar takviminizi organize ediyor; bilet alırken, alışveriş yaparken size yardım ediyor. Bu tür chatbot’lar aslında hepimizin hayatında çok yaygın. Bir de ikinci tür chatbot’lar var. Bunlara “expert chatbot” diyoruz. Bunlar, herhangi bir uzmanlık alanında, uzmanlık bilgisiyle donatılmış chatbot’lar. İkinci türü yapmak çok daha fazla araştırmageliştirme ve çok daha yüksek bir teknoloji gerektiriyor. exClone ile MAANA’nın iş birliğiyle yaptığımız ürünler, tam anlamıyla “expert chatbot” kavramının dünyadaki en üst düzey örnekleri olacak. Yarattığımız sistem, konuşulan lisanı anlamanın ilerisinde o ifadenin ne anlama geldiğini anlayıp sistemden analiz edilmiş bilgiyi çekip kullanıcıya geri dönüyor. Bu ciddi olarak henüz görülmemiş bir uygulama.

BABÜR ÖZDEN:Ben de expert chatbot konusuna iki örnek vermek istiyorum. Şu anda yaygın olan işlevsel chatbot’larla bizim çalıştığımız expert chatbot’lar arasındaki fark şu: Bugün yaygın olarak kullanılan chatbot’lar ezber sistemi üzerine kurulu. Ezberliyorlar ve ezberlerinden yanıt veriyorlar. Düşünme yetenekleri yok. Expert chatbot’larda ise düşünebilme yetisi var. Bir hamleye karşı bir düşünme ve karar alma söz konusu.

Yolunuz iş anlamında ilk kez bu projeyle mi çakıştı? Süreç nasıl ilerledi?
ÖZDEN:Aslında Rıza Can ile 7 yaşından beri tanışıyoruz. Hakia’nın arama teknolojisini mobil dünyada kullanmak üzere ilk iş ilişkimiz başlamıştı. O tarihe kadar hep spor ve arkadaşlık üzerine olan ilişkimiz, o projeyle iş ilişkisini de kapsamış oldu.

BERKAN:Son iş birliğimiz ise chatbot alanında oldu. Aslında MAANA ve exClone’un iş alanlarına bakarsak birbirine çok uyan teknolojilerden bahsediyoruz. Daha doğrusu birbirini tamamlayan teknolojilerden… Babür’ün şirketi bilgi platformu yapıyor. Bizimki de bilgi platformunun üzerine getirilen bir konuşma sistemi, chatbot teknolojisi. Dolayısıyla birbirine çok uyan iki iş alanı olduğu için yolumuz kesişti. Bu konunun birkaç yıl içinde çok fazla öne çıkacağını öngörmüştük ve öyle de oldu.

Peki şu andaki iş birliğinizin detayları neler?
ÖZDEN:Bizim MAANA olarak yaptığımız iş kısaca şu: Dünyanın en büyük şirketlerinin uzman insanlarının beceri ve bilgisiyle datalarındaki bilgileri bir şekilde sentez edip yeni bir platformda yeniden organize ediyoruz. Bunun adına da “knowledge platform” (bilgi platformu) deniyor. Bu platform aslında yeni bir dijital veri tabanı. Çok yeni teknolojilerle üretiliyor. Böyle bir bilgi veri tabanında bilgileri yeniden sentezleyip bir yerde tutabilmeye başladığınız an, onu şirket çalışanlarına ve müşterilerine tekrardan sunabilmek için user interface’ler (kullanıcı ara yüzü) gerekli oluyor. Chatbot da bu kullanıcı ara yüzleri içindeki okazyonlardan biri. MAANA’nın müşterileri General Electric, Shell, Chevron gibi dünyanın en büyük devleri… Bu şirketlerin endüstriyel yapay zekayı kendi çalışanlarına chatbot’larla yayma çalışmaları var. İşte iş birliğimiz bu noktada başlıyor.

Nasıl bir iş hacminden bahsediyoruz? Hedefinizde ne var?
BERKAN:Aslında bu, dünyanın yeni adım attığı bir alan. Chatbot’lar son birkaç yıldır hep tüketiciye dönük uygulanıyordu. Endüstriyel dünyada kullanımı henüz yok ya da çok sınırlı. exClone ve MAANA ile bunun ilk olma yarışındayız.

ÖZDEN:MAANA’nın müşterilerinden birini düşünelim. Kendi konusunda dünyanın en büyük 3 şirketi içinde. Yaklaşık 400 bin çalışanı var. Bu insanların yüzde 10’u yani 40 bin kişi, şirketin çok büyük varlıklarının ve üretiminin günlük yönetiminden ve operasyonundan sorumlu. Bahsettiğimiz bu varlıklar ise dünya petrolünün yüzde 3’üne denk geliyor. Bu 40 bin kişi, her gün 140 bin karar alıyor. Yaklaşık 400 farklı iş akışı üzerinden, günde 140 bin adet karardan bahsediyoruz. İşte amacımız bu tür insanlara, yani bir iş akışı içindeyken en fazla 30 dakika içinde çok kritik bir karar vermesi gereken bu insanlara, tüketime yönelik bir chatbot götürebilmek.

Bütün şirketleri kapsadığımızda rakamlar nereye ulaşıyor?
ÖZDEN:Tüm büyük şirketleri kapsadığımızda rakam çok daha büyüyor. Endüstriyel dünyanın en büyük 700 şirketinde, yaklaşık 2,5 milyon insan, 70 bine yakın iş akışı üzerinde, günde 11 milyon karar alıyor. Bu kararlar dünya ekonomisinin üzerine çalıştığı altyapıyı yönetiyor. Limanlar, gemiler, elektrik sistemleri, enerji… MAANA’nın başlama noktası şu: Bu 2,5 milyon uzman insanın, her gün 11 milyon karar alırken kullandıkları veri, aslında o kararları alırken “kullanmaları gereken” verinin sadece yüzde 20’si. Yani aslında şirketin yarattığı, tuttuğu ve saklayabildiği verilerin ancak yüzde 20’si aktif olarak kullanılabiliyor. Şirketlerin yarattığı ve ürettiği verilerin yüzde 80’i ‘karanlık veri’ olarak duruyor ve bu veriler operasyonel günlük kararlarda kullanılamıyor. O noktada biz “Datanın tamamını ve insanların uzmanlık ve bilgisini aynı anda sentez edip yeniden yaratabilir miyiz” diye yola çıktık. MAANA olarak bu işe girerken ki amacımız, şirketlerin data banklarındaki verilerin yüzde 100’ünün bir şekilde analiz edilip karar alma noktasında tüketiminin sağlanması. Amacımız, bu 2,5 milyon insana belirli vesilelerle chatbot üzerinden ulaşmak. Kendimize koyduğumuz hedef bu. Henüz yolun başındayız. Birkaç müşterimizle ilk denemelere 2017’nin ilk yarısında başlamış olacağız.

Expert chatbot’lar o 2,5 milyon insanın yerine ikame olarak mı geçecek? İnsan istihdamını nasıl etkileyecek?
ÖZDEN:Amaç bu insanların yerine geçecek bir yapay zeka oluşturmak değil. Bu uzman insanların daha hızlı ve daha iyi kararlar alabilmelerini sağlamak. Bizim dünyamızda bahsedilen uzmanlık, çok derin bir endüstriyel uzmanlık. Buradaki chatbot’ların amacı, uzman olan insanı daha verimli ve daha hızlı karar alabilir hale getirmek. Yani o insanlara yardımcı bir figür olarak düşünülebilir.

BERKAN: Bir şey ilave edeyim. Dünyada uzmanlık çok pahalı bir şey. Birebir konuşmalarla çok yavaş yayılan ve çok limitli bir değer. Expert chatbot’lar sayesinde bu uzmanlık bilgisi çok daha rahat paylaşılabiliyor. Yani 1.000 kişi bir uzmanla aynı anda konuşabiliyor. Onun için büyük şirketler karar alırken birtakım verilere bakmaları gerektiğinde artık birebir uzmanla konuşma yapmak zorunda kalmıyor. Aynı anda binlerce insan bu uzmanın bilgisine erişebiliyor. Bu çok önemli bir verim faktörü.

Şimdiye kadar farklı yatırımcılardan destek aldınız mı? Bu süreç finansal anlamda nasıl ilerledi?
BERKAN: exClone olarak tamamen kendimiz finanse ediyoruz. Şu ana kadar hiçbir yatırımcımız olmadı. Ama belki yakın gelecekte düşünebiliriz. O biraz da iş modelinize bağlı bir durum.

Şirketlerinizin rakamsal sonuçlarına ve gelecek hedeflerinize dair bilgi verir misiniz?
ÖZDEN:MAANA olarak yaklaşık 80 kişiyiz. Genel merkezimiz Silikon Vadisi Palo Alto’da. Ocak ayında ilk kez ABD dışında personel almaya başladık. Avrupa ve Ortadoğu’daki pazarlara girmek üzereyiz. Yatırımcılarımız müşterilerimiz arasından geliyor. Bize yatırım yapan şirketlerin hepsi aynı zamanda müşterimiz. Ürünümüzü görüp, kullanıp, daha sonra yatırımcımız oluyorlar. General Electric, Intel, Chevron, Shell, Saudi Aramco gibi yatırımcılarımız var. Her yıl müşteri portföyümüze 6-8 arasında yeni şirket katıyoruz. İlk kez 2015’te ciro yapmaya başladık. 2016’daki satış rakamlarımız 2015’in 6 katı oldu. Bugünkü ciromuz milyon dolarla ölçülebilir düzeye geldi. 2017 hedefimiz de geçen yıl olduğu gibi satışlarımızı 5-6 katına çıkarmak. Şu ana kadar aldığımız toplam yatırım 40 milyon doları buldu. MAANA olarak hedefimiz, 2020’ye 60-70 civarında müşteriyle girmek. O noktaya geldiğimizde yılda 100 milyon dolar cirosu olan bir şirkete dönüşmüş olacağız.

BERKAN:exClone olarak biz çok daha genç ve ufak bir şirketiz. 15 kişilik bir takımız. Faaliyetlerimiz Manhattan’da sürüyor. Yatırım olarak tamamen kendimiz finanse ediyoruz. 2016’nın son çeyreğinde ciro yapmaya başladık. Şu anda yeni bir platform hazırlıyoruz. Bunun iki tarafı var. İlki müşteri tarafı, ikincisi girişimci tarafı. Müşteri tarafında hedeflediğimiz ürün, insanların kendi chatbot’larını yapabilmesi. My movie, my book gibi kendi chatbot’larını hazırlayabilmeleri. Hedefimiz de 1 milyon kullanıcıya ulaşmak. Tabii bu 1 milyon kullanıcıya kaç yılda ulaşırız şu anda tahmin etmek zor.

GÜNDE KAÇ KARAR ALINIYOR?
ÖZDEN: “70 bine yakın iş akışı üzerinde, günde 11 milyon karar alıyor.”

“FİKİR YETMEZ ÜRÜN OLMALI”

MİLYONLARCA FİKİR
Babür Özden, şunları söylüyor: “Bugün dünyadaki en ucuz emtia, fikir. Herkesin bir fikri var. Milyonlarca iyi fikir var. Önemli olan bu fikirleri icraata, ürüne, hizmete ya da prototipe dönüştürmek. Diyelim ki bir ürün tasarladınız. Bunun prototipini üretmek veya ilk satışını yapmak zorundasınız. Yoksa bir anlamı olmaz. Veya restoran zinciri açılacaksa en azından ilk şubesini açmalısınız.”

GİRİŞİMCİLİK ZOR İŞ
Rıza Can Berkan, “Bu fikir konusuyla ilgili bir espri bile var. 100 kişiden 90 kişinin iş fikri varmış. Bunların 10’u harekete de geçmiş. Ama o 10 kişiden sadece 1’i doğru harekete geçmiş. Yani mühim olan icraata geçmek, belli bir doğrultuda inanarak ve yılmadan devam etmek. Girişimcilik çok zor bir iş. Hükümet politikalarının da start up kültürünü desteklemeleri lazım. Özellikle yeni doğan endüstrilerde hükümetlerin tutumları çok önemli” diye konuşuyor.

VERİNİN YÜZDE KAÇI KULLANILIYOR?
ÖZDEN: “Şirketlerin yarattığı, tuttuğu verilerin yüzde 20’si aktif olarak kullanılabiliyor.”

“TÜRKİYE DIŞARIYLA DAHA ÇOK ENTEGRE OLMALI”

“BARİZ HATALAR YAPILIYOR”
Türkiye’de son dönemde start up kültürünün önemli düzeyde geliştiğini söyleyen Rıza Can Berkan, “Bu çok güzel. Teknolojik bir kültür olması Türkiye açısından çok önemli bir gelişme. Fakat yeni başlanan tüm endüstrilerde görülen bariz hatalar yapılıyor. Onlar da zamanla düzelecektir. Türkiye’nin bu konuda biraz daha dışa açık olması lazım. Yasa koyucular biraz daha dışarıyla entegre olmalı” diyor.

“YATIRIMCI SENİ BULUR”
Risk sermayesi kuruluşlarının Türkiye’deki start up’lara yatırım yapmalarının mutluluk verici olduğunu söyleyen Babür Özden, “Ama Türkiye’de teknoloji girişimcisinin aklında hep ‘Sermayem yok, nasıl iş yapayım’ diye psikolojik engeli var. Onun aşılması lazım. Sen işe yarayacak bir şey yapıyorsan yatırımcı zaten seni bulur. ABD’de her yıl 90 bin start up kuruluyor. Bunların yaklaşık 7 bini risk sermayesi alıyor. Yani her 10 girişimciden birinin sermaye arayışı var” diye değerlendiriyor.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.