“Girişimciliği yolda öğrendik”

Tarkan Anlar, girişimci yönü güçlü bir isim. Üniversitede başladığı girişimcilik hayatı Vidpanel ile devam ediyor. “Başladığımızda girişimcilikle ilgili çok fazla şey bilmiyorduk, ama yolda öğrendik çoğunu” diyen Anlar, şu andaki konumlarını yetersiz buluyor ve daha da başarılı olacaklarına inanıyor.

Beerrak Kutsoy  berrak.kutsoy@flypgscom.tr

Berrak Kutsoy

Berrak Kutsoy

Vidpanel’in kurucusu Tarkan Anlar, girişimciliğe üniversitede adım atanlardan… Kapitalist Online ismiyle ilk browser tabanlı multiplayer yöneticilik oyununu yaratan Anlar, hobi olarak başladığı bu işte kısa sürede günlük 20 bin oyuncuya ulaştı. Anlar, ardından Blogaritma isimli, insanların kendi blog’larını kurabildiği bir blog servisi ve Egeik isimli üniversite öğrencilerine yönelik bir sohbet eğlence platformu kurdu. “Arkadaşlarımızla işletme kulübünü kurduk ve kulübümüze özel Egenomi isimli derginin çıkarılmasını sağladık. Yani içimde yeni bir şeyler yaratma motivasyonu her zaman vardı ve sürekli bir girişim içerisinde buluyordum kendimi” diyen Tarkan Anlar, üniversite bittikten sonra aile şirketinde çalışmaya başladı. Aile şirketinde önce satış, ardından yöneticilik konusunda tecrübeler edindi. Ancak o askerdeyken aile şirketi iflas etti. Anlar, “Vatani görevimi tamamlayınca taşı toprağı altındır deyip İstanbul’a taşındık. Ardından yeni bir iş kurmaya çalıştığım çok zor birkaç yıl geçirdim. Bu dönemde sabit bir işe girmek istemediğim için taksicilik yaptım” diye anlatıyor. Anneler için kendi bebeklerinin el ve ayak izlerinden takılar ürettiği kişiye özel online kuyumculuk hizmeti veren bir iş de kuran Tarkan Anlar, daha sonra kurduğu Vidpanel’in öyküsünü ise şöyle anlatıyor:

BAŞLANGIÇ BARİYERİ YÜKSEKTİ
“İlk başta internet tabanlı bir televizyon kurmaya çalıştık. Burada tam zamanlı yayın yapabilmeyi istiyorduk. Bu sırada çok fazla personel işe almak zorunda kaldık. Çünkü işin teknolojisini ve prodüksiyonunu aynı anda yapmamız gerekiyordu. İşi yürütebilmek için çok ciddi masrafların altına girdik ve çok zorlandık. İşin teknoloji ayağını Youtube ve Ustream gibi platformlarla çözemedik, daha farklı bir ürünle çözmemiz gerektiğini gördük. Bu ürünü biz neden yapmıyoruza dönüştü olay. Kurduğumuz televizyon yürümedi ama bizim böyle bir sektörün olduğunu, başlangıç bariyerinin çok yüksek olduğunu, böyle bir ihtiyacın ve pazarın olduğunu görmemizi sağladı. Yani bir servis yapabilirsek ürün/ pazar uyumu olacağını ilk burada fark ettik. ‘Hadi deneyelim’ dedik. Gözümüzü kapattık ve uçurumdan aşağı atladık. Başladığımızda girişimcilikle ilgili çok fazla şey bilmiyorduk ama yolda öğrendik çoğunu. Bugün ilk başladığımızdan çok daha gelişmiş bir ürün ve pazara bu şekilde ulaştık.

GERİBİLDİRİM ALDILAR
Teknik anlamda benden daha bilgili olduğuna inandığım üniversiteden işletme kulübünde tanıştığım arkadaşım Sait ile internet televizyonumuzu kurma projesinde beraber çalışıyorduk. Sait’e bu işin teknolojisini yazma fikrini açtığımda çok olumlu karşıladı. Fikrim olup param olmadığı için Sait’e bu işte ortağım olması konusunda teklifte bulundum. Sait kabul edince hemen kolları sıvadık. Garajımız falan yoktu ama Sait’in İzmir’ de boş bir evi vardı. Orada 3-4 hafta gece gündüz çalıştık. İlk ürün çıkar çıkmaz bir sürü eksik özellik olmasına rağmen ilk müşterimizle başladık. İlk müşterimizden aldığımız geribildirimlerle ürünü biraz daha geliştirdik ve birkaç müşteriye daha ulaştık. Ürünümüz daha da şekillenerek bugünkü halini aldı. Bence ürünün başarısı biraz da bundan kaynaklanıyor. Farkına varmadan lean start up metodunu uygulamışız. Önce MVP’yi (Minimum Viable Product/En sade ürün) oluşturduk, hemen müşteriyi bulduk, piyasaya çıktık, geribildirim aldık ve ürünü geliştirdik.

TAM DESTEK
En büyük desteğim ilk başta Sait’ti. Hem co-founder olarak hem arkadaş olarak gerçekten ciddi destek sağladı. Bence bir start up’taki en önemli şeylerden birisi doğru co-founder’ı seçmek. Biraz ilerlemeye başladıktan sonra inanan sayısı gerçekten artıyor. Bu süreçte ailemin çok desteği oldu. Babam finansal ve idari işlerdeki tecrübeleriyle tam destek sağladı. ODTÜ Teknojump programıyla Amerika’ya gitme fırsatını kazandık. Ufuk Batum, Serhat Çiçekoğlu, TEB Girişim Evi, İbrahim Coşkuner, Fatih Canan ve daha birçok kişiye danışarak hareket etmeye çok önem verdim. Bize gerçekten çok farklı açılardan bakabilme konusunda her biri inanılmaz büyük destek sağladı.

DELİ MİSİN DAHİ MİSİN?
Çevremdeki genel beklenti, bir işe girmem ve çalışmam yönündeydi. Fakat ben bir işe girmeyi tercih etmedim. Hayatımı idame ettirecek parayı kazanıp kendi işimi kurmak için mücadele ettim. Aldığım kararlar tabii ki ilk başta çok kabul görmüyordu. Hatta üniversite mezunu olarak taksi şoförlüğü yapmam delice geliyordu. Fakat inat edip pes etmemek, bu noktada çok faydalı oldu.”

Tarkan Anlar

Tarkan Anlar

“İLK BÜYÜK İŞİM”
İlk büyük işimiz, bir belediyeydi. En ilginç kısım, paraya çok ihtiyacımız olduğu halde paraya odaklanmadık. 6 aydan fazla bir süre hiçbir karşılık beklemeden hizmet sağladık. Bu müşteri olursa çok başarılı olacağımıza inandık. Bu müşteriyi bağlarsak her şey değişecek diye düşündük. Sonunda o müşteriyi bağladık ve her şey değişti. Biz bir SaaS şirketiyiz. Müşterilerimiz her ay ürünümüzü almaya tekrar karar veriyor. Dolayısıyla bizim, müşterilerimizi sürekli memnun etmemiz gerekiyor. Bu büyük müşterimiz, ödeme yapıp “Devam ediyoruz” dedikten sonra “Tamam işte herhalde bu iş oluyor” dedim.

“UÇABİLECEĞİMİ BİLİYORDUM, KORKMADIM ATLADIM”
Çok sevdiğim bir fıkra var. Bir eşek ile karga uçakta gidiyormuş. Karga hostesi çağırmış.
Hostes: “Buyurun efendim ne istemiştiniz?” Karga: “Hiç pislik olsun diye çağırdım sizi.”
Karga ikinci defa aynı şeyi tekrarlıyor.
Hostes geliyor: “Buyurun efendim ne istemiştiniz?” diye soruyor.
Karga: “Hiç pislik olsun diye yaptım” diyor. Tabii bu eşeğin de hoşuna gidiyor. Eşek de heveslenip heyecanla tuşa basıyor.
Hostes geliyor: “Buyurun efendim ne istemiştiniz?” diyor.
Eşek de karga gibi: “Hiç pislik olsun diye yaptım” diyor.
Hostes, arkada bir eşekle bir karga sürekli pislik yapıyor diye pilota şikayet ediyor. Tabii pilot sinirle “Atın ikisini de aşağıya” diyor. Bunları aşağı atıyorlar. Düşerken eşek çığlık çığlığa bağırıyor. Karga aşağı bakıp “Eee madem kanatların yok, niye pislik yapıyorsun” diyor. Hiç endişe duymadım. Kanatlarıma güvendim. Kendime güvendim. Başarısız olurum diye korkmadım; çünkü uçabileceğimi biliyordum ve atladım.

“KENDİ KENDİMİ TEŞVİK ETTİM”
Bu süreçte, en çok kendi kendimi teşvik ettim diyebilirim. Vücut saatime ters olduğu halde erkenden kalktım. Aynaya bakıp “Başarabilirsin” dedim. En zor durumlarda dahi kendimi motive etmeye çalıştım. Bence insanın başarılı olması için ateşi kendi içinde yakması lazım. Bir insan dışarıdan aldığı teşviklerle bir yere kadar ilerleyebilir ama içinde eğer o ateş varsa onu kimse durduramaz diye düşünüyorum.

BAŞLANGIÇ KISMI EN ZORUYDU
En zor kısım, başlangıç kısmıydı. Bu ölüm vadisi denilen kısım gerçekten de varmış. İlk yıl için öldük, öldük dirildik diyebilirim. İlk start up tecrübemdi. Dolayısıyla berbat bir yöneticiydim. Bu süreçte yanlış insanlarla da karşılaştık, yanlış kararlar da aldık. Fakat hatalarımızdan dersler çıkararak daha oturaklı bir yapı haline gelmeyi başardık.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.