“Olumsuz yorumlara kulaklarımı tıkadım”


Kendisi için değerli olan kıyafetlerini, ücret karşılığı elden çıkarmak isteyen Melis Güçtaş, bu isteğine uygun bir platform arayışına girdi. Ancak böyle bir platform bulamayınca Modacruz’u kurdu. İşte onun hikayesi…

Berrak Kutsoy  berrak.kutsoy@flypgscom.tr

Modacruz, “Türkiye’nin En Büyük Gardırobu” sloganıyla yükselen bir e-ticaret sitesi. Kullanıcılarına kendi gardıroplarını oluşturma imkanı veren site, başkalarının gardıroplarını da karıştırma fırsatı sunuyor. Lüks markalı ürünleri, orta düzey gelir seviyesindeki kadınlara ulaştırarak bu alanda öncü bir rol oynuyor. Kurucu ortak Melis Güçtaş, kendi hayatında yaşadığı bir sıkıntıdan yola çıkarak bu alandaki boşluğu gördü. “Lüks marka ikinci el modaya hizmet eden bir platformun, Türkiye’de henüz kurulmamış olduğunu fark ettim” diyen Güçtaş, araştırmalardan sonra bu fikri hayata geçirdi. Fikrin oluşum ve hayata geçiş sürecini ise kendisinden dinliyoruz:

Melis GÜÇTAŞ

Melis GÜÇTAŞ

BÜTÜN DENEYİMLERİMİ KULLANDIM
“Üniversitede endüstriyel tasarım üzerine eğitim aldım. Sanıyorum bu tercihimin altında yatan sebep, bir üründen ziyade aslında sistem tasarlamanın ve hayata geçirmenin benim için bir tutku olması. Üniversiteden hemen sonra Boston’da bir start up’ta açılış sayfaları (Landing page) tasarlamaya başladım. Sonrasında performans ölçümü, optimizasyon derken dijital pazarlama uzmanı olarak 2 yıla yakın çalıştım. Türkiye’ye döndükten sonra Ahmet Yürekli ve Pınar Görsev’in kurucusu olduğu bir yazılım şirketinde SaaS model B2B bir projenin sıfırdan hayata geçirilmesi ve pazarlanması sürecini yönettim. Sonrasında yine dijital ürün yöneticisi olarak devam ettim. Aslında bugün baktığımda Modacruz için de bu deneyimlerimin hepsini kullanmışım.

AÇIĞI FARK ETTİM
Türkiye’ye kesin dönüş kararı aldığımda klasik hikaye, bavullarca eşyayla döndüm. Ancak yine de ‘Giyecek hiçbir şeyim yok’ modum bir kadın olarak değişmedi ve bu noktada Türkiye’deki marka düşkünlüğünü ve özellikle üst segment marka ürün fiyatlarının yurtdışına oranla çok daha yüksek olduğunu gördüm. Elimdekileri elden çıkarıp nakde çevirmenin yollarını aramaya başladım. Elbette insan bazı ürünleri karşılıksız verebiliyor. Ancak şunu fark ettim ki özenle seçip aldığım ve benim için bir değeri olan ürünleri, değerini bilerek kullanacağını düşündüğüm kişilerin bir ücret karşılığında alması daha tatmin ediciydi. Kıyafetlerimi bu şekilde elden çıkarabileceğim bir platform arayışına girdim. Ancak özellikle bu amaca, yani lüks marka ikinci el modaya hizmet eden bir platformun Türkiye’de henüz kurulmamış olduğunu fark ettim. Halbuki paylaşım ekonomisi, Avrupa ve Amerika’da oldukça revaçta olan bir iş modeli. Böylece Türkiye’de de benim gibi hisseden birçok kadın olduğunu düşünerek Modacruz fikri aklıma geldi.

HEMEN HAREKETE GEÇTİM Açık konuşmam gerekirse fikir kafamda yapılanmaya başladıkça geceleri uyuyamaz oldum ve her gün ‘Acaba birisi, bugün bu fikri hayata geçirdi mi’ paranoyasıyla araştırma yapmaya başladım. Yurtdışındaki birçok benzer iş modelini araştırırken bir gece yarısı spontane olarak karar verdim ve Modacruz alan adını aldım. Yine aynı gece Modacruz logosunu tasarladım. Yapı olarak başladığım bir işi yarım bırakamıyorum. Sanıyorum o gece alan adını almam ve logoyu tasarlamam, aslında kendimi bir yerden başlamaya zorlamaktı. İşin en başındaki araştırma süreci elbette ki gerekli, ancak araştırma fazının uzamasının insanı korkutan ve kararsızlığa sürükleyen bir etkisi de olabiliyor.

olumsuz-yorumlara-kulagimi-tikadim-3ARKADAŞLARIMA DANIŞTIM Öncelikle yakın çevremdeki kız arkadaşlarımla konuşmaya başladım. Böyle bir platform varmış gibi projeyi anlatarak tepkilerini ölçmeye çalıştım. İtiraf etmeliyim ki birçok arkadaşım başlarda fikri benimsemedi. Hatta aylarca ne yaptığım ve neden yaptığımla ilgili bilgi sahibi değillerdi. Bu, her zaman doğru olmayabilir. Ancak olumsuz yorumların tamamına kulak tıkadım ve denemeye karar verdim. Şu an çoğu arkadaşım sitenin fanatiği. Sıklıkla ‘Modacruz’a x marka çanta düşmüş, gördün mü’ şeklinde mesajlarını alıyorum. Gelir modeli, operasyon ve yazılım anlamında akıl almak içinse hem Amerika’da hem Türkiye’de kendi start up’larını kurmuş birkaç arkadaşıma danıştım. Sonrasında bugün ortaklarım olan ve Modacruz’un yazılımını yapan Onur Selamet ve Ünal Kurt’la bu işi gerçek bir platforma dönüştürmeye karar verdik.”

SAĞLIKLI BİR ENDİŞE
“Ya başarısız olursam” diye bir endişem elbette ki oldu. Ara ara olmaya da devam ediyor. Bu aslında dozajına bağlı olarak sağlıklı bir endişe. Ama özellikle işin başında çok kulak verildiğinde baştan yıldırmaya sebep olabilir. Endişeyi bir kenara koyup, yapıp görmek gerekiyor.

İLK TEPKİLER
Bir gece anneme, babama ve kardeşime fikirden bahsettim. Bahsederken heyecandan ellerimin terlediğini çok iyi hatırlıyorum. Hepsi de heyecanıma ortak oldu ve her zaman desteklerini hissettim. Ortaklarım adına da konuşacağım ama ailelerimizin dışında gelen tepkilere hiç aldırmadık diyebilirim. Aynı vizyonu paylaşmadığımız birçok arkadaşımız, elbette ki “Bu iş tutmaz, boşuna uğraşmayın” gibi yorumlarda bulundu. Ancak bu tarz yorumlara kulak tıkamak yapılacak en iyi şey. Bugün hala birçok başarıya ulaşmış platform hakkında da bu tarz mantık dışı yorumları duymak mümkün.

TEŞVİK EDENLER
Sanıyorum yeterince motive olduğunuzda, “Şu kişi, beni en çok teşvik eden kişidir” diyemiyorsunuz. Çünkü en büyük teşviki içinizde buluyorsunuz zaten. Ancak kabul etmeliyim ki bu süreçte hayatımı her anlamda en çok kolaylaştıran ve hemen her gün süreci yakinen takip eden kişi, eşim oldu.

EN ÇOK NEREDE ZORLANDIM?
Bu soruya ekipte herkesin cevabı farklı olabilir. Ben operasyon kısmıyla da ilgilendiğimden en çok zorlandığım kısım, şirketin kuruluşu esnasında halledilmesi gereken resmi evrak işleri ve sonrasında devam eden muhasebeyle ilgili işlerdi. Bu alanda bir deneyimim olmadığından ve maalesef ki ülkemizde bu işlerin ekstra karışık olduğundan olsa gerek bir ara internet üzerinden bununla ilgili bir şirket kurmayı bile düşünmüştüm.

NE ZAMAN “BAŞARDIM” DEDİNİZ?
Henüz tam manasıyla bunu hissedemedim. Bunu hissettiğim gün ise “Başarıyorum” değil “Ekipçe başarıyoruz” diyeceğim. Başarılı bir start up’ın sırrının, başarılı ve uyumlu bir ekip çalışmasından geçtiğini artık çok iyi biliyorum.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.