Kızgın kuşlar hangi tarlada büyüyor?


Burak Büyükdemir

Burak Büyükdemir

“Betonun üzerine tohum saçan çiftçi gibiyiz. Birkaçının şansa ağaç olacağını ve meyvelerinin herkesi doyuracağını düşünüyoruz.”

Burak BÜYÜKDEMİR   burak@etohum.com

Finlandiya kızgın kuşların ülkesi. Bir fareden (Disney) veya bir kuştan (Rovio), ülke nasıl bir ekonomik değer elde edebiliyor? Tallinn Estonya’nın başkenti, Skype’ın çıktığı küçük Kuzey Avrupa ülkesi. Kaba bir hesapla Konya büyüklüğünde ve Manisa nüfusuna sahip bir ülkeden bahsediyoruz.

San Francisco’da her yıl haziranda ‘LGBT Pride Parade, düzenleniyor; milyonlarca gay, lezbiyen, biseksüel bu festivale gidiyor. Helsinki’de şehrin ortasında opera, modern sanat müzesi, ulusal tarih müzesi, ulusal sanat müzesi yer alıyor. Bir binaya veya bir bölgeye ‘bilişim, teknoloji, inovasyon veya vadi’ adı vermek, onu teknolojinin çıkacağı yer haline getirmiyor. Endüstri devriminin başarılı şirketlerinden başlayarak bilgi ekonomisinin şirketlerine doğru inceleyelim. Hangi değişkenlerin bu şirketleri oluşturduğunu analiz edelim. O zaman farklı faktörlere ulaşacağız.

Tüm fikirlere açık mısınız? Düşünün şehrinizde dünyanın gay festivali yapılacak, halkınız buna hazır mı? Sanat, yaratıcılık ve inovasyon alanlarında ne yapıyorsunuz? Dünyanın tüm yeteneklerini çekmeniz gerekli, birlikte yaşamak için günlük yaşamınız hazır mı?
Sorunumuz nedir? Türkiye’den Bill Gates’ler ve Steve Jobs’lar çıkarmak istiyoruz. Bunun için hibe programları ve bilimsel destekler hazırlıyoruz. Parayla her şeyin çözüleceğini umut ediyoruz. Betonun üzerine tohum saçan çiftçi gibiyiz. Bu tohumlardan birkaçının şansa kırıklardan girip ağaç olacağını ve meyvelerinin herkesi doyuracağını düşünüyoruz. Yapmamız gereken toprağı ortaya çıkarmak, gübrelemek, sulamak ve tohumların büyüyeceği uygun bir ortamı oluşturmaktan fazla değil. Ortaya yeniliklerin ve inovasyonun çıkmasını istiyorsak, her türlü fikri ortaya koyabilecek bir ortamın oluşmasını sağlamalıyız. Sanat, yaratıcılık ve teknolojinin yeteneklerini bir araya getirmeliyiz. Tüm sanat dallarını desteklemeli ve sanatçıları çekmeliyiz. Silikon Vadisi kültürü, sadece yazılımcıların bir binaya oturtulup kod yazmalarından oluşmuyor. Dünyanın en iyi insanları tüm yıl ılıman bir iklimde, düzgün bir yaşam koşullarında, rekabetçi bir ortamda bir arada. Bunu 60 yıldır yapıyorlar.

Sadece biz değil Avrupa’nın birçok ülkesi Silikon Vadisi’ni kopyalamak istiyor. Hepsi şehirlerinden girişimler çıksın, dünyayı değiştirsinler istiyor. Bizim yaptığımız gibi Londra’ da bu işin adına ‘Tech City’ koymuş. Berlin bunun için çalışıyor. Avrupa’da her şehir büyük konferanslara ev sahipliği yapıyor. Tabii bu ülkelerin yöneticileri, kızgın kuşların ekonomik değerini bilgi ekonomisinin ülke ekonomisine elle tutulmayan nasıl faydalar getirdiğini uzun süredir biliyor. Avrupa’daki birçok şehir Silikon Vadisi kültürünün ortak özelliklerini taşıyor, ancak küçük birkaç sosu içinde barındırmadıkları için yemek aynı tadı vermiyor. Çok benzer bir yemek yapsanız bile zamanı kopyalayamıyorsunuz. 50-60 yıl boyunca bu kültürü sürdürecek bir düzene ihtiyacınız var. Tüm faktörleri bir araya getirdikten sonra bile çalışması kolay değil anlayacağınız.

Nasıl başarılı olabiliriz?
1. Sanat kültürü: Müzik, resim gibi sanatın tüm dallarını desteklemek gerekiyor.
2. Yetenek: Dünyanın tüm yeteneklerini çekmeliyiz. Onların birlikte yaşayabileceği alt yapıyı hazırlamalıyız. Şirket ve diğer hukuki altyapımız hazır olmalı.
3. Temel bilimler: Temel bilimlere yatırım yapmalı ve tüm destekleri bunlar için harcamalıyız. Doktoralı öğrencilerimize temel bilimlerde araştırma yapması için hibeler verelim.
4. Fikirlere açıklık: LGBT Pride Parade gibi etkinlikleri düzenleyebilecek kadar her türlü fikre açık olmalıyız.
5. Yaşanabilirlik: Dünyanın en uygun iklimine sahibiz, insani standartlarda yaşanacak şehirler oluşturmalıyız.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.