Kod adı bıldırcın


“Şirketlerin CEO’ları ve genel müdürleri esasında bu yeni ekonomi kavramındaki fırsatı sürekli okuyor ve ilgileniyor ama hiçbir şey bilmiyorlar.”

Burak BÜYÜKDEMİR  burak@etohum.com

Bugün medyanın ekonomi sayfalarında boy boy yer alan büyük şirketlerin yöneticilerinin, 1950-60 kuşağı olduğunu düşünürsek mezun oldukları üniversitelerde okudukları işletme ve ekonomi kitapları, 1970’li yıllarda, hatta bir kısmı 1960’larda yazılmıştı. Eğer kendilerini sürekli yenilememişlerse şu anda endüstri devriminin yığın üretim kuralları üstüne stratejiler geliştiriyor olmalılar. Kıt kaynaklar, altın, petrol ve üretimin ana başlıklar olduğu yıllardan bu yana çok zaman geçti. Coğrafi mesafeler, internet ve yeni teknolojilerle aşılıyor. Pazarlar genişliyor, rakipler farklılaşıyor.

Bu paragrafı yazalı neredeyse 10 yıl geçti. 1999’daki bir yazımın başından aldım, koydum. Değişen hiçbir şey yok. Geçen hafta internetin yenilenen dünyasını ve web 2.0 kavramını anlatmaya, elektronik sektöründeki büyük bir marka şirkete gittim. Şirketin yöneticileri ve müşterilerine, interneti iş modellerinde nasıl daha etkin kullanacaklarını anlatacaktım. Sunum öncesinde birkaç soruyla yeni ekonomi konularındaki ilgilerini öğrendim. Sonuç inanılmazdı. Gazeteler, mesajlama ve e-posta arasına sıkışmış bir yönetici dinleyicisinden bahsediyoruz. Bugün birçok yeni internet şirketi, bu büyük holding yöneticilerinden randevu almak ve ilk sermaye yatırımı almak için çabalıyor. Bu devasa holdinglerle her toplantı beni büyülüyor. Şirketlerin CEO’ları ve genel müdürleri, esasında bu yeni ekonomi kavramındaki fırsatı sürekli okuyor ve ilgileniyor, ama hiçbir şey bilmiyorlar. Konuya kulaktan dolma bilgilerle yaklaşıyorlar. Belki de bu sebeple girişimci kuşakla aralarında büyük bir uçurum oluşmuş durumda.

Coğrafi mesafeler, internet ve yeni teknolojilerle aşılıyor. Pazarlar genişliyor, rakipler farklılaşıyor.

kod-adi-bildircin2TÜRKİYE’DE BİR JACK DORSEY NASIL OLURDU?
Gelin, 2006 yılında Twitter’ı Türkiye’de kurmak için çabalayan bir Jack Dorsey düşünelim.

– Sosyal bir network ve mikro blog sistemi kurmayı düşünüyorum.
– Ne blogging?
– Mikro blogging
– Nedir o? Bizim web sitemiz var.
– Bakın efendim bu bir web sitesi değil, 140 karakterle internet kullanıcılarının kendilerini takip edenlere metin tabanlı içerikleri okumalarını sağlayan bir sistem.
– Yok kardeşim, bizim web sitemiz var; öğrenci bir arkadaş var o yapıyor. Yada
– Sosyal bir network ve mikro blog sistemi kurmayı düşünüyorum.
– Blog’ların bir web sitesinden farkı nedir? Siz neden bunu yapıyorsunuz?
– Mobil cihazların yaygınlaşmasıyla beraber internet kullanıcıları her yerden metin tabanlı paylaşım yapabilecek.
– Hmm akıllı çocuğa benziyorsun, sen gel bizde çalış, dolgun maaş veririz.

Twitter kurucusunun bir kısım şirketlerden toplantı için randevu alabileceğini bile düşünmüyorum. Hele sektöründe öncü olan telekom operatörleri kesin şöyle bir cevap yapıştırırdı:

“Mobil gelirler üzerinden yüzde 50 alırız, bunun bir kısmı vergiye gidiyor zaten, geri kalan kısmın giderlerini de düşünce sana yüzde 5 gibi bir pay kalır. Biz işbirliği yaptığımız ortaklarımıza para kazandırıyoruz. Eğer kabul edersen sana okkalı bir sözleşme imzalatırız. Bir sorun olursa bizim bir yükümlülüğümüz olmasın. Ha bir de bu olayı sadece bizimle yapabilirsin.

AH VAH TOPLANTILARI
Daha sonra Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey, adını bildiği fakat şirket içinde ne yaptığını bilmediği en az 10 kişiyle daha farklı 8 toplantıya girip, yapmak istediklerini tekrar baştan anlatıp, karşısındaki yeni işe başlamış uzmanları, sistemin çalışacağını ikna etmek için en az 6 ayı bu büyük şirketle geçirebilirdi. En son pazarlama bölümüyle yapacağı bir toplantıda: “Bizim yazılımcı arkadaşlarımız var, bunun daha iyisini yaparlar. Pazarlama bütçemiz çok büyük. Basın lansmanı için ekim ayını düşünüyoruz, istersen gel gelir paylaşımı yapabiliriz” cevabını duyabilirdi.

Bu yapılan toplantılardan genel müdürün haberi bile olmayabilir, haberi olsa iş modelini anlamayabilir veya milyar TL’lik bilançoyla 4-5 ülkede şirket alımlarıyla uğraşırken bu işe 5 dakikadan fazla ayırmazdı. 2006 yılında 3 yıl sonra Twitter fenomen olunca içeride neden biz bu tür projeleri kaçırıyoruz toplantıları yapılır. Herkes yeni iş modellerini hayata geçirecekmiş gibi yapıp, “Bıldırcın” diye bir projeyi başlatabilirlerdi.

LİDERLER VE DEĞİŞİM
Bu yöneticilere, birkaç noktayı hatırlatalım. Bilgi ekonomisinin kuralları sizin 1970’lerde yazılmış işletme kitaplarından farklılaştı. İş süreçleri arasındaki süre kısalıyor. İstekler eş zamanlı karşılanabiliyor. Sosyal ağlarla kurulan bağlantılar sayesinde mekanın önemi azalıyor. Ekonomik değer somuttan soyuta doğru yön değiştiriyor ve en önemli katma değer, elle tutulmayan hizmet ve bilgiyle yaratılıyor.

BÜYÜK ŞİRKETLER KENDİLERİNİ YENİLEMELİ
KORİDORLARDA KAYBOLUYORLAR Maalesef ülkemizde gelişmiş bir risk sermayesi piyasası oluşmadığı için yeni girişimcilerin çoğu, şirketlerin kapısına fikirlerini hayata geçirmek ve ortalık yapmak üzere gidiyor. İş süreçleri, yeni şirketleri desteklemeye göre düzenlenmediği için büyük şirketlerin koridorlarında bu girişimciler ya kayboluyor ya işin sonunda şirketlerin çalışanları haline geliyor.

NELERİ ANLAMALARI GEREKİYOR? Yeni ekonominin kurallarına uygun olarak büyük holding şirketlerinin kendilerini yenilemeleri gerekiyor. Son 30-40 yıldır tekel gibi çalışan markaların, internetle beraber rekabetin kabuk değiştirdiğini yakından görmeleri, “işbirliği“ kavramının nalıncı keseri gibi sadece kendi çıkarlarına uygunluk değil, kazan kazan kuralı olduğunu anlamaları gerekiyor.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.