İki odtü’lünün girişim yolculuğu


Türkiye’nin en başarılı dijital ajanslarından biri olan Positive, iki ODTÜ’lü öğrenci tarafında kuruldu. 12 yılda 56 markaya hizmet veren ajans, geçen yıl cirosunu yüzde 90 artırdı. Şirket, omni-kanal odaklı çalışmalarıyla perakendedeki yerini sağlamlaştırarak sektör lideri olmayı hedefliyor.

Fatoş KARAHASAN  fkarahasan@gmail.com

Fatoş Karahasan

Fatoş Karahasan

Türkiye’nin en başarılı dijital ajanslarından birisi olan Positive, 2005’te iki ODTÜ’lü öğrenci, Caner Istı ve Eren Dedeoğlu tarafından Ankara’da kuruldu. Matematik bölümü mezunu Istı ve istatistik bölümü mezunu Dedeoğlu, ODTÜ Kariyer Planlama Merkezi’nin portal’ini ve ODTÜ Bookstore’un online satış sistemini yaratarak sağlam bir başlangıç yaptı. 1990’dan beri arkadaş olan, birlikte müzik çalışmaları yapan Istı ve Dedeoğlu, sıfır sermayeyle kurdukları ajanslarını geliştirdi. 2010’da Teknokent içinde AR-GE ofisi kurdular. 2011’de de merkez ofislerini İstanbul’a taşıdılar. 50’den fazla ödülün de sahibiler.

CİROYU YÜZDE 90 ARTIRDI
Positive, B2C / B2B platformlarında çözüm ortağı olarak strateji, tasarım, geliştirme ve deneyim tasarımı alanlarında 360 derece hizmet veriyor. Web siteleri, kullanıcı deneyimi uygulamaları, mobil uygulamalar, mobil sayfalar, mağaza içi satış kioskları, “predictive marketing” çalışmaları, kasa sistemi ve ERP entegrasyonları gibi çok geniş bir yetkinlik alanları var. 12 yılda 56 markaya hizmet veren, 110’un üzerinde proje yaratan Positive ekibi, Toyzz Shop (2007), Koçtaş (2012), Anadolu Isuzu (2014), Anadolu Sağlık Merkezi (2015) gibi önemli markalara uzun süredir bütünleşik çözümler sunuyor. Geçen yıl cirosunu yüzde 90 oranında artıran kuruluş, omni-kanal odaklı çalışmalarıyla perakende sektöründe yerini sağlamlaştırarak sektör lideri olmayı hedefliyor.

TUTARLI BÜYÜMENİN SIRRI
Caner Istı ve Eren Dedeoğlu’na Positive’in tutarlı bir biçimde büyümesinin altında yatan nedenleri sordum. Ortaya 5 maddelik bir liste çıktı:
1. Birbirini çok iyi tanıyan, anlaşan ve işlerini çok seven ortaklar.
2. Ortaklar arasında görev tanımının ve iş paylaşımının doğru yapılması.
3. Yönetimin her projeyle bizzat ilgilenmesi.
4. Doğru yerde risk almaktan çekinmeyen bir girişimcilik anlayışı.
5. Dijital dünyadaki gelişmeleri yakından takip eden ve yenilikleri uygulamaktan çekinmeyen bir kadro.

YAZILIMDA SAĞLIĞA ODAKLANMA ZAMANI
Apple, ResearchKit adındaki platformuyla dünyadaki sağlık hizmetlerinin yapısını tümüyle değiştiren bir süreç başlatmıştı. Geniş çaplı araştırmaların hızlı, verimli ve düşük maliyetli yapılmasına zemin hazırlayan ResearcKit, akademik dünya tarafından da büyük kabul gördü. Geçtiğimiz mart ayında Apple bir büyük adım daha attı. Sağlık alanında uygulama geliştirenlere yardımcı olmak için tasarladığı yeni yazılım çerçevesi CareKit’i duyurdu. CareKit’i kullanan iPhone uygulamaları, insanların bakım planlarını takip etmelerini, semptom ve ilaçlarını izlemelerini kolaylaştırıyor. Doktorlar, hemşireler veya aile üyeleriyle bilgi paylaşma olanağı sunan CareKit, insanların sağlık durumları hakkında daha aktif bir rol oynamalarına yardımcı oluyor. Açık bir kaynak olarak piyasaya sürülen CareKit, uygulama geliştiricilere Apple’ın tasarladığı ilk 4 modül üzerinde çalışma imkanı sunuyor:
1. “Care Card” (Bakım Kartı): İnsanların ilaç almak, fizik tedavi egzersizlerini tamamlamak gibi eylemlerini takip etmelerine yardımcı olur.
2. “Symptom and Measurement Tracker” (Belirti ve Ölçümlerin Takibi): Kullanıcıların semptomlarını ve nasıl hissettiklerini kolayca kaydedebilmelerini sağlar.
3. “Insight Dashboard” (Kontrol Paneli): CareCard’daki eylemlerin karşısına ilgili semptomları yerleştirerek tedavilerin nasıl gittiğini kolayca görmeyi sağlar.
4. “Connect” (Bağlantı): İnsanların sağlık durumlarıyla ilgili veya sağlık durumlarında oluşabilecek herhangi bir değişiklikle ilgili doktorlarla, tedavi ekipleriyle veya aile üyeleriyle bilgi paylaşmasını ve iletişim kurmasını kolaylaştırır.

GENÇ GİRİŞİMCİLER YARIŞIYOR
Yıldız Holding, bizz@campus adını verdiği bir platformda üniversite öğrencilerine yenilikçi projelerini anlatma imkanı sunuyor. Bizz@ campus’ün bu yılki sponsoru, Cafe Crown. Yarışmacılardan, yeni ürün geliştirme dahil 360 derece pazarlama iletişimi hazırlamaları isteniyor. Yarışmada kazananlara, maddi ödülün (1. takıma 15 bin TL; 2. takıma 10 bin TL; 3. takıma 7 bin 500 TL) yanı sıra Yıldız Holding’de staj yapma hakkı da tanınıyor.

iki-odtulunun-girisim-yolculugu-3“İNSAN ODAKLI GİRİŞİMLER GEREK”
Accenture Türkiye Teknoloji Grubu Ülke Lideri ve Yönetici Ortağı Emre Hayretci, nisan ayında her yıl yayınladıkları Teknoloji Trendleri Raporu’nu basınla paylaştı. Küresel ekonominin yüzde 33’ünün dijitalden etkilenmiş olduğuna, önümüzdeki üç yıl içinde teknolojideki değişim hızının çok yüksek ve beklenmedik düzeyde artış göstereceğine dikkat çekti. Teknoloji trendlerinin özünde “önce insan” yaklaşımının yer aldığını vurgulayan Hayretci, “Her ne kadar dijitalleşmenin temelinde altyapı teknolojilerinin gelişimi yatıyor gibi görünse de şirketlerde asıl farkı yaratacak ve başarıyı getirecek olan insan… Şirketler, hem çalışanlarını hem diğer paydaşlarını teknolojiyi daha etkin kullanmaya yönlendirebildiği, onların bu alandaki kabiliyetlerine yatırım yapabildikleri takdirde dijital dönüşüm içinde var olabilecek” dedi.

2016’nın teknoloji trendleri
1. Akıllı otomasyon: Rekabet avantajı sağlayabilmek için akıllı otomasyon şart. Önümüzdeki dönemde makineler ve yapay zeka iş gücü ise vazgeçilmez unsurlar haline gelecek. Sadece ABD’de yapay zeka konusunda çalışan start up’ların sayısı son 4 yılda 20 katına çıktı. 2. Akışkan iş gücü: Akışkan iş gücü, şirketin yetenek havuzunu sürekli güncel ve değişen ihtiyaçlara uyumlu tutmasına yönelik bir yaklaşım. 2015 yılında milenyum kuşağı iş gücündeki en büyük kitle haline geldi. 2025’te bu oran yüzde 76’ya çıkacak. 3. Platform ekonomisi: Günümüzde platformlar iş dünyasındaki en büyük dönüştürücü unsurlardan birisi olarak dikkat çekiyor. Platform tabanlı şirketler, bugün 3 trilyon dolardan daha fazla bir piyasa değerini temsil ediyor. 4. Öngörülebilir yıkım: Önümüzdeki 10 yıl içinde ise geleneksel endüstriler arasındaki sınırların tüm sektörler için tamamen yok olacağı öngörülüyor. 5. Dijital güven: Yeni teknolojiler yeni ve potansiyel risk alanları doğuruyor. Dijital ekonominin temelini güven oluşturuyor. Dijital şirketler, güven oluşturmadan veri toplayamayacağı ve kullanamayacağı için şirketlerin güvenlik ve etik unsurlarını öncelik haline getirmeleri gerekiyor.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.