Girişimcilik öğretilebilir mi?


İHSAN ELGİN - ihsan.elgin@ozyegin.edu.tr

İHSAN ELGİN – ihsan.elgin@ozyegin.edu.tr

Girişimciliğin öğretilip öğretilemeyeceği uluslararası platformlar dahil her yerde en önemli tartışma konusu oldu.

Günümüzde ekonomik büyümenin ana motorlarından biri olarak kabul edilmeye başlanan girişimcilik, yeni mezun gençlerin ardından, hükümetlerin ve artık kurumsal şirketlerinde gündeminde yer alıyor. Hükümetler, istihdama ve sosyal gelişime yarattığı pozitif etkisi nedeniyle ülke kalkınma planları içerisinde ciddi yer verirken destek ve hibe programlarını da yeni girişimcilerin ihtiyaçlarına göre tasarlamaya başladılar. Ülkemizde sadece temel bilime katkısı ile bilinen TÜBİTAK, son dönemde girişimcilik için ciddi destekler sağlıyor. Diğer yandan kurumsal şirketler ise rekabette fark yaratmak için sarıldıkları inovasyon konseptinin girişimcilik ruhu olmadan sadece bir fikir üretme süreci olarak kaldığının farkına vardılar. Ve bu ruhu kazanmak için özel eğitimler almanın yanı sıra işe bu ruha sahip insanları istihdam etmek için politikalar geliştirmeye başladılar.

Üniversiteler ise öğrencileri tarafından artık kariyer fırsatı olarak değerlendirilen girişimcilik için birçok ders, lisans ve yüksek lisans programları sunuyor. Son olarak görsel ve yazılı medyada da girişimcilik için özel bölümler tasarlıyor ve röportajlara yer veriyorlar. Bu yoğun ilgi sonrasında girişimciliğin öğretilip öğretilemeyeceği uluslararası platformlar dahil her yerde en önemli tartışma konusu oldu. Bu yazımda, bu tartışmaya farklı bir bakış açısı getirmek istiyorum. Konuyu doğru değerlendirebilmek için yeni girişim (start up) ve girişimcilikten ne anladığımızı tanımlamakta fayda var.

NEDİR BU START UP?
Sektörden ve şirket türünden bağımsız yeni bir ürün veya servis için ölçeklenebilen ve tekrarlanabilen iş modelini arama sürecinde olan yeni girişimdir (ileride değineceğim Steve Blank’in tanımıdır). Girişimcilik ise bu aşırı yoğun belirsizlik ve kaos ortamı içinde iş yönetme biçimidir (Yalın Yeni Girişim yazarı Eric Ries’in tanımıdır). Bu tanımlamalara bakıldığında girişimciliğin, öngörülen bir ortamda var olan işi büyütmeyi hedefleyen işletmecilik derslerinden farklı bir yaklaşımı, metodu ve geleneksel yöneticiden farklı bir lider tipini gerektirdiği çok açık.

Farklı bir ifadeyle bir tarafta görece yeni bir iş denemeyerek risk almayan, bilinen iş modellerini geliştirmek üzerine çalışan bir işletmeci, diğer yandan risk alan ve bilinmeyen iş modellerini çözmeye çalışan girişimci.

Bu ayırımdan yola çıkarsak genel olarak kabul göreceği üzere bir kişiye orta öğretimden sonra risk almayı öğretmek pek mümkün değildir. Aile ortamındaki çocukluk dönemindeki eğitimden başlamak gereklidir. Diğer yandan son dönemde ortaya çıkan çalışmalar sonrasında belirsizlik ortamında çalışmanın belli bir metodolojisi olduğu ve bunun öğretilebileceği düşüncesi genel kabul görmeye başlamıştır. Yönetim dünyasının temel dergilerinden Harvard Business Review 2013 Mayıs sayısında konuyu kapağa taşımıştır.

ERIC RIES

ERIC RIES

Başarısızlık en önemli tecrübe
Yukarıda özetlediğim metodoloji sonrasında “girişimciliğin öğretilebilir mi öğretilemez mi” olduğu sorusuna “evet veya hayır” dışında bir cevap vermemiz gerektiği gözükmektedir. Kişisel cevabım, bir kişinin girişimci yapılamayacağı ama girişimci gibi çalışmasının öğretilebileceğidir. Kanımca önemli olan da girişimci gibi çalışmayı öğrenmektir. Çünkü girişimcilik bir kastır ve kası geliştirmek için sürekli çalıştırmak gerekmektedir. Dünyadaki örnekler kimsenin ilk aklına gelen fikirle veya ilk denemesinde başarılı olmadığını göstermektedir.

Değeri 4,5 milyar dolar olan dünyanın en önemli elektrik süpürgesi markalarından Dyson, başarıyı 5 bin 126 prototip denemesinden ve 15 yıllık birikimlerini bitirdikten sonra bulmuştur. Diğer bir örnek olarak Oracle’ın kurucusu Lawrence Ellison şirketini kurduktan sonra ürünü 6. versiyona vardığında 29 milyon dolar yatırımı harcamıştı ve batmak üzereydi. Tüm ekibi işten çıkarıp her şeye yeniden başlayıp başarıya ulaştılar. Bu örneklerde de görüldüğü gibi girişimci, 100 metre yarışçısı gibi depar atmayı bilen bir maraton yarışmacısıdır. Hedefi de olimpiyat sporcusu olmaktır. Başarısızlık bir girişim için en önemli tecrübe, tecrübe ise en önemli kazanımdır. Dolayısıyla başarısızlıklar, girişimler için aslında çok önemli bir kazanımdır. Fakat burada önemli olan girişimcinin yalın girişim felsefesinde de belirtildiği gibi sürekli ölçülebilir aksiyonlar alması ve başarısız olması durumunda da ölçtüğü bu verilerden ve aksiyonlardan kendine ders çıkararak kendini geliştirmesidir. Başarısızlığı başarının bir parçası yapmasıdır. Bu süreçte de girişimcinin sürekli yeni şeyler öğrenmek ve yeni insanlarla tanışmak için kendine zaman ayırması da çok önemlidir. Çünkü bazen bir kitapta, makalede veya herhangi bir yerde gördüğünüz, okuduğunuz veya duyduğunuz herhangi bir şey aslında size yenilikçi fikirler verebilir veya içerisinde bulunduğunuz zor durumlardan kurtulmanıza yardımcı olabilir. Bunun yanı sıra LinkedIn kurucusu Reid Hoffman’ın söylediği gibi iyi bir fikirden daha çok fikrini ticarileştirebilecek çevreyi geliştirip geliştiremediğiniz başarısını belirleyecektir. Dolayısıyla aşağıda belirtmiş olduğum yazılı kaynaklar ve bazı uluslararası etkinlikler aslında her girişimcinin okuması ve mümkünse katılması gereken en önemli mecralara olarak gösterilebilir.

Kitap tavsiyeleri
Girişimcilerin en zorlandığı konulardan biri de bu kadar çok kaynak arasından hangilerini okumalıyım ve hangisinden başlamalıyım sorusudur. Bu nedenle okunmasının zorunlu olduğunu düşündüğüm kitapları paylaşmak istiyorum:

* The Startup Owners Manual – Steve Blank & Bob Dorf (Türkçesi yakında yayınlanacak)
* The Lean Startup – Eric Ries (Yalın Yeni Girişim ismiyle Türkçesine ulaşılabilir)
* Business Model Generation – Alex Osterwalder & Yves Pigneur (İş Modeli Üretimi adıyla Türkçe yayınlandı)
* Müşteri gruplarının inovasyona dayalı ve teknoloji odaklı yeni ürünlere adaptasyonunu, buna karşılık gerekli pazarlama ve satış yöntemlerini anlamak için Crossing the Chasm – Geoffrey A. Moore
* Yenilik yapan kurucularının ilk gün zorluklarını ve değişimlerini anlamak için Founders at Work – Jessica Livingston.

Girişimcilik dünyası etkinlikleri
Girişimcilik ekosisteminde yer alan oyuncular için en zorlu seçimlerin başında hangi etkinliğe gitmeliyim gelmektedir. Etkinliklere harcanan bütçeyi önemseyen ve bu nedenle analiz etmeyi seven biri olarak benim için öne çıkanları paylaşıyorum. Bir dahaki yazımda ise son katıldığım etkinliklerden öğrendiklerimi paylaşacağım:

* NOAH Internet Conference: Avrupa’nın tüm girişim sermayesi ekiplerini, hızlı büyüyen girişimlerin kurucularını ve büyük yatırımcıların üst düzeylerini bulabileceğiniz kaliteli bir etkinlik. Network en önemli değer teklifi.

* Endeavor Entrepreneur Summit: Gelişmekte olan ülkelerdeki yüksek etki yaratma potansiyeli olan girişimleri destekleyen vakıf, Endeoavor’un öncelikle kendi ekosistemini bir araya getirdiği 2 yılda bir San Francisco’da düzenlenen etkinlik, kişisel olarak pratik bilgi edindiğim organizasyonlardandır. Bir sonraki 2015 yılında.

* Lean Startup Conference: Her yıl San Francisco’da tekrarlanan ve dünyanın en iyi erken seviye oyucularının katıldığı, doğrudan öğretici konuların tartışıldığı ve kişisel olarak en çok bilgi öğrendiğim etkinliklerden.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.