“60 Projeye yatırım yapacağız”


Özlem Aydın Ayvacı

Özlem Aydın Ayvacı

Ömer Hızıroğlu, dünyanın en önemli 300 stratejistinden biri. Türkiye’nin ilk ve en büyük teknoloji transfer ofisi fonu olarak kurulan DCP’yi yönetiyor. 30 milyon Euro’luk fon, şu ana kadar 500’e yakın girişimi değerlendirdi. Son 1 yılda 4 şirkete 5 milyon Euro yatırım yaptı. DCP Yönetici Ortağı Ömer Hızıroğlu, “Teknoloji girişimlerini takip etmeye çalışıyoruz. 2017 sonuna kadar farklı büyüklüklerde 40-60 proje veya girişime yatırım yapmayı amaçlıyoruz” diyor.

ÖZLEM AYDIN AYVACI oaydin@capital.com.tr

“MELEK YATIRIMCI OLARAK DA VARIM”

BAZILARI BAŞARISIZ OLDU
Profesyonel faaliyetlerimin yanında melek yatırımlarım oldu. İşin doğası gereği bazı yatırımlar başarısız oldu, bazıları ise beklentiler çerçevesinde ilerliyor. Gerek yatırım yapmak gerek girişim şirketlerinin yönetiminde olmak ancak zaman, tecrübe ve yapılan hatalardan ders çıkarmakla oluyor.

DOĞRULAR BİR ANDA DEĞİŞİYOR
Teknoloji temelli girişim alanında faaliyet göstermek, hızla değişen, inanılmaz dinamik ve küresel trendlerin ayrıca etkilediği ilginç bir alan. Doğru bildiğimizi sandığımız unsurlar, bir anda değişebiliyor. Güncel kalmaya çalışmak çok önemli. DCP’nin kuruluş amacı kapsamında hedeflerine ulaşması, geçen yıldan beri biz DCP ortakları olarak hepimizin birinci önceliği.

Ömer Hızıroğlu, dünyanın en önemli 300 stratejistinden biri. Her yıl dünyanın önde gelen 300 fikri mülkiyet stratejistinin listelendiği “IAM 300” listesine girmeyi başardı. Ona bu başarıyı getirense kariyerine fikri mülkiyet avukatı olarak başlamasından beri Türkiye’de konuyu gündemde tutmaya çalışmaktan hiç vazgeçmemesi oldu. Ömer Hızıroğlu bugünlerde ise yatırım tarafına geçti ve Türkiye’nin ilk ve en büyük teknoloji transfer ofisi fonu olarak kurulan DCP’yi yönetiyor. Avrupa Yatırım Bankası (EIF) DCP’nin ana yatırımcısı. Ayrıca Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri ve teknoparkları da fona iştirak etti. DCP Yönetici Ortağı Ömer Hızıroğlu, İTÜ ARI Teknokent, Teknopark İstanbul, Bilkent Üniversitesi Cyberpark, İstanbul Şehir Üniversitesi TTO ve Sabancı Üniversitesi gibi yatırımcıların katkılarıyla oluşturulan fon sayesinde Türkiye’deki birçok teknoloji girişimini desteklemeyi planladıklarını söylüyor. 30 milyon Euro’luk fon, şu ana kadar 500’e yakın girişimi değerlendirdi. Hızıroğlu, “Destekleyeceğimiz girişimlerin önemli bir teknik problemi çözen teknoloji girişimleri olması gerekiyor. Bu teknolojik ürünlerin piyasaya geçişini en verimli şekilde sağlayacak iş modeli ve bu süreci yönetebileceğine inandığımız girişimci ekipleri arıyoruz” diyor. Son bir yıl içinde Mikro Biyosistemler, Mavilab, SBS ve Episome şirketlerine toplam 5 milyon Euro’ya yakın yatırım yaptıklarını belirten Hızıroğlu, “E-ticaret ve savunma sanayi dışında genel olarak tüm teknolojileri takip etmeye çalışıyoruz. Bugüne kadar radarımıza giren ve mevcut yatırımlarımıza baktığımızda tıbbi cihaz, çevre ve yenilenebilir teknolojiler öne çıkıyor” diye konuşuyor. DCP Yönetici Ortağı Ömer Hızıroğlu, sorularımızı şöyle yanıtladı:

Diffusion Capital Partners (DCP) nasıl bir oluşum? Ne zaman kuruldu?
DCP, 1 Nisan 2015 tarihinde kuruldu. DCP temelde klasik bir girişim sermayesi yapısı taşıyor. Hollanda’da kurulmuş bir fonun yönetimini gerçekleştiriyor.

DCP’nin kuruluş hikayesinde DCP kurucu ortaklarının, teknoloji alanındaki uzun tecrübeleri ve Türkiye’ye dair yaptıkları tespitler önemli rol oynuyor. Teknoloji ve fikri mülkiyet haklarına yatırım yapan fonlar, Türkiye’de faaliyet göstermiyordu. Yüksek katma değerli teknolojik ürün üretebilecek girişimciler finansmana ulaşmakta zorluklar yaşıyordu. İşte bu tespitler, DCP’nin kuruluşunda etkili oldu. Bu çerçevede Avrupa Yatırım Bankası’nın (EIF) Ağustos 2014’te teknolojik alanlarda yatırım yapacak fonlara yatırım yapma niyet çağrısı bizler için önemli bir fırsat oldu. Kısaca EIF’nin bu çağrısına katıldık. EIF de bu çağrıya cevap veren ekipler arasından DCP’ye yatırım yapma kararı aldı. EIF fonumuzun ana yatırımcısı. Ayrıca Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri ve teknoparkları da fona iştirak ederek Türkiye’nin ilk ve en büyük teknoloji transfer fonunu kurmuş olduk. İTÜ ARI Teknokent, Teknopark İstanbul, Bilkent Üniversitesi Cyberpark, İstanbul Şehir Üniversitesi TTO ve Sabancı Üniversitesi gibi yatırımcıların katkılarıyla oluşturulan fon sayesinde DCP tarafından, Türkiye’deki birçok teknoloji girişiminin desteklenmesi planlanıyor.

DCP, Türkiye’nin ilk teknoloji transferi fonunu yönetiyor. Nasıl bir oluşuma liderlik ediyorsunuz?
DCP Türkiye’de, mevcut diğer fonlardan farklı bir yaklaşım taşıyor. Türkiye’deki erken aşama girişim yatırımları, genellikle internet ve e-ticaret faaliyetlerine yönelmiş durumda. DCP ise teknoloji temelli ve piyasadaki rekabet avantajını bu teknolojilerden ve sahip oldukları fikri mülkiyet haklarından almayı amaçlayan şirketlere odaklandı. Faaliyetlerimiz sonucunda ortaya çıkacak başarı hikayeleri, gerek teknolojik girişimciliği gerek bu alanlara yatırım yapabilecek kişi ve kurumları teşvik edecek. Bu çok kritik sektörün önünü açabileceğimizi ümit ediyoruz.

”FONUNUZUN HACMİ NE KADAR?

Fonumuz 30 milyon Euro büyüklüğünde.”

Daha önceki konuşmalarınızda orta gelir tuzağıyla mücadeleye katkıda bulunmayı temel amacınız olarak ifade etmişsiniz. Nasıl bir katkıdan bahsediyorsunuz?
Orta gelir tuzağı ve buna paralel cari açık, yüksek katma değerli teknoloji temelli ürün geliştirecek, üretecek ve bu ürünleri ihraç edecek yetkinlikte KOBİ ve şirketlerin olmaması ya da az olmasından kaynaklanıyor. Yatırımlarımızı bu çerçevede kurguladığımız için orta ve uzun vadede bu süreçlere katkımız olur diye ümit ediyoruz

Radarınızda daha çok ne tür şirketler var?
E-ticaret ve savunma sanayi dışında genel olarak tüm teknolojileri takip etmeye çalışıyoruz. Radarımıza giren ve mevcut yatırımlarımıza baktığımızda tıbbi cihaz, çevre ve yenilenebilir teknolojiler öne çıkıyor.

“FONLARIN ARTMASINI BEKLİYORUZ”

FİNANSMAN İHTİYACI
Erken aşama teknoloji temelli iş fikirleri, doğaları gereği hayatlarının başında finansmana ihtiyaç duyuyor. Bu finansman mekanizmalarının olmadığı yerlerde, ekonomik açıdan başarıya ulaşmış ülkelerin gücünü aldığı, yüksek katma değerli ürün üreten KOBİ’lerin oluşumu olumsuz etkileniyor.

GİRİŞİM SERMAYESİ
Türkiye’de yeni yeni görmeye başladığımız farklı girişim sermayesi mekanizmaları, gelişmiş ülkelerde uzun zamandır var. Türkiye’de yeni yapılandırmalar, mevzuatla gelişmeye devam ediyor. Oturmuş ekosistemlerde fonlar, belli teknoloji veya sektörlerde uzman. Ayrıca ciddi kaynakları girişimlere aktarabiliyorlar. Yatırım aşamaları anlamında her farklı basamak ve büyüklükte yatırım yapmak üzere kurgulanmış yapıları var ve sistemleri de oturmuş.

İHTİYAÇ BÜYÜK
DCP gibi oluşumlara, girişim sermaye fonlarına ve türevlerine Türkiye’de kesinlikle ihtiyaç var. Zaman içinde DCP gibi oluşumlarla yatırım çarkının daha ileri seviyelerinde yatırım yapan fonların artmasını bekliyoruz. Bu sürece paralel büyük şirketlerin hem fonlara yatırımcı olarak girmesi hem kendi fonlarını oluşturması hem de belli seviyeye ulaşmış teknoloji tabanlı KOBİ’lerin stratejik alımlarına yönelmeleri ülke ekonomisinde önemli değer yaratacak.

Ömer Hızıroğlu

Ömer Hızıroğlu

”KAÇ GİRİŞİMİ DEĞERLENDİRDİNİZ?

Kurulduğumuz günden bugüne 500’e yakın girişimi değerlendirdik.”

Yatırım yapacağınız start up’larda aradığınız en önemli nitelikler, kriterler neler?
Temelde laboratuvardan pazara hızlı geçiş yapabilecek girişimleri arıyoruz. Girişimcilerimizin küresel bir vizyon sahibi olmasını bekliyoruz. İş geliştirme stratejilerinin küresel çerçevede mevcut bir teknolojik problemi çözmek isteyen ürün ve ekipleri barındırması gerekiyor.

Uzun vadede misyonunuz nedir? 5-10 yılda kaç girişime ne kadar yatırım yapabilirsiniz?
2017 sonuna kadar farklı büyüklüklerde 40-60 adet proje veya girişime yatırım yapmayı amaçlıyoruz.

Türkiye’den küresel teknoloji şirketleri sizce ne kadarlık bir sürede çıkacaktır?
Beklentimiz 10 yıl içinde çıkması yönünde.

Dünyada ve Türkiye’de teknoloji start up’larının başarılı olma oranları nasıl?
Genelde bizim sektörde kabul görmüş, 10’da 1 oranı vardır. Yani her 10 girişimden 1’i, beklenen başarıyı yakalar. Her sektöre göre farklılık gösterebildiği gibi ülkelerin mevcut yatırımcı/girişimci dinamiklerinin ve şirket alımlarının stratejik olarak ne kadar oturduğu ve nispeten küçük şirketlerin halka arz süreçlerine ne kadar çabuk, verimli ve kolay ulaşabildiğine göre de değişiyor.

Start up’ların yaptığı hatalar neler? İşin en çok hangi aşamasında hata yapılıyor?
Odak dağılması, kötü mali yönetim, pazarın ürüne tepkilerini doğru ya da zamanında ölçerek gerekli önlemleri ve strateji değişikliklerini oluşturamamak, gördüğümüz klasik temel hatalar.

Dünyanın 300 önemli stratejisti arasında gösterildiniz. Bu listeye girmeyi nasıl başardınız?
“IAM 300” her yıl dünyanın önde gelen 300 fikri mülkiyet stratejistini listeliyor. Kariyerime fikri mülkiyet avukatı olarak fikri mülkiyet temelli lisans anlaşmalarını kurgulayarak ve yöneterek başladım. Fikri mülkiyet, Türkiye’ye döndüğümden beri hep gündemde tutmaya ve teşvik etmeye çalıştığım bir süreç oldu. Paralel olarak faaliyetlerimi değişik uluslararası kurum ve kuruluşlarda devam ettirdim. 2015 yılında bu önemli listeye aday gösterilen ilk Türk olmak ve devamında listeye girmek güzel ve gurur verici bir sürpriz oldu.

“500 GİRİŞİMİ DEĞERLENDİRDİK”

30 MİLYON EURO
Fonumuz 30 milyon Euro büyüklüğünde. Kurulduğumuz günden bugüne 500’e yakın girişimi değerlendirdik.

PROBLEM ÇÖZMELİ
Rekabet avantajını, geliştirilen teknoloji ve buna bağlı fikri mülkiyet haklarından alan, önemli bir teknik problemi çözen teknoloji girişimlerini arıyoruz.

5 MİLYON EURO YATIRDIK
Son bir yıl içinde Mikro Biyosistemler, Mavilab, SBS ve Episome şirketlerine toplam 5 milyon Euro’ya yakın yatırım yaptık. Mikro Biyosistemler kanser hastalarında hızlı ve erken teşhis olanağı sağlıyor. Mavilab ise lazer epilasyon terapilerini daha etkin ve sağlıklı kılıyor.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.