“Başarı için iyi fikir inovasyona dönüşmeli”


inovasyon2“Start-Up Nation” kitabının yazarı Saul Singer’a göre global olarak inovasyon patlaması yaşanıyor. Teknolojiyle birlikte inovatif fikri olan herkes dünyanın dört bir yanında start up kuruyor. Ancak Singer’a göre pek çok iyi fikir başarısız oluyor. “İyi fikrin inovasyona dönüşebilmesi önemli. Her iyi fikri olan başarılı olamıyor. Çünkü birçoğu bu fikirle ne yapacağını bilmiyor” diye konuşuyor.

Söyleşi / Saul Singer
HANDE YAVUZ
hyavuz@capital.com.tr

Start up’lar çok güzel inovasyon yapabiliyor, inovatif fikir bulabiliyor, ama nasıl büyüyeceklerini bilmiyorlar. Bu da onların problemi… Büyük şirketlerin de tam tersi bir problemi var. Çok iyiler ama yeni ürün ve yeni sektör yaratmada, inovasyonda başarılı olamıyorlar. Bu nedenle start up’lara ihtiyaç var.”

Bu sözler, “Start-Up Nation” kitabının yazarı Saul Singer’a ait. Son dönemde global olarak bir inovasyon patlamasının yaşandığını belirten Singer, inovatif fikri olan pek çok kişinin start up kurduğunu söylüyor. “İnovatif fikir, dünyanın her yerinden gelebiliyor. Sadece Amerika’da değil, Türkiye’den Afrika’ya kadar tüm gelişmekte olan ülke ve bölgelerde başarılı start up’lar hayata geçiyor” diyor. Singer’a göre inovasyon ve başarılı start up’lar konusunda gelişmekte olan ülkelerin şansı yüksek. Bu coğrafyalarda çözülmemiş sorunun çok olduğunu düşünen Singer, her bir soruna yenilikçi bir fikirle çözüm bulunabileceğini savunuyor. “Türkiye gibi gelişmekte olan pazarların bu avantajı kesinlikle iyi kullanabilmesi lazım. Yani bunu dezavantaj olarak görenler çok yanılır” diye konuşuyor. Start up’lar konusunda dünyanın sayılı uzmanlarından biri olarak kabul edilen Saul Singer’la start up’ların özelliklerini, hangi sektörlerde ne tür girişimlere ihtiyaç olduğunu ve iş dünyası için start up’ların önemini konuştuk:

EN BÜYÜK SORUN NE?
Start up’lar inovasyon yapabiliyor ama nasıl büyüyeceklerini bilmiyorlar.

Günümüzde start up kurmanın zorlukları nedir?
Bence bir start up kurmak, eskisinden çok daha kolay olmaya başladı. 5-10 yıl öncesine kadar her teknoloji şirketi, bir şey icat etmek ya da kullandığı teknolojiyi geliştirmek durumundaydı. Ama şimdi start up’lar, var olan durumu bedava geliştiren şirketler kuruyor. Bugün teknolojinin kendisi çok ucuz ve ulaşılabilir oldu. Çok kısa bir zaman dilimi içinde interneti kullanan kişi sayısı 2 milyardan 5 milyara çıktı. 5 milyar insanın cep telefonu var. Akıllı telefonlar çok ucuzladı. Teknolojiye ulaşım kolaylaşırken finansman maliyetleri de ucuzluyor. Pek çok insan start up kuruyor. Çünkü her geçen gün teknoloji sayesinde start up kurmak kolaylaşıyor.

Bence global olarak inovasyon konusunda bir patlama yaşıyoruz. İnovatif fikir dünyanın her yerinden gelebiliyor. Sadece Amerika’dan değil, Türkiye’den Afrika’ya kadar tüm gelişmekte olan ülke ve bölgelerde başarılı start up’lar hayata geçiyor.

Bu açıdan bakıldığında gelişmekte olan ülkeler start up kurma konusunda daha mı avantajlı?
Bence inovasyonun gelişmekte olan ülkelerden gelmesi konusunda çok büyük fırsatlar var. Bazen geriden gelmek avantajdır. Örneğin mobil ödeme sistemi şirketi mPay S.A, Kenya’da ortaya çıktı. Kenya’da banka ve kredi kartı sistemi olmadığı için telefon şirketleri mobil ödeme sistemleri yarattı. Kenya’da olduğu gibi birçok gelişmekte olan ülkede eğitim ve sağlık başta olmak üzere birçok konuda start up kurmak, inovasyon yaratmak mümkün olabiliyor. Türkiye gibi gelişmekte olan pazarların bu avantajı kesinlikle iyi kullanabilmesi lazım. Yani bunu dezavantaj olarak görenler çok yanılır.

Son 5 yılda start-up’ların özelliklerinde bir değişim yaşandı mı?
Start up’lar çoğunlukla teknolojiyle ilgili şirketler. Ama bu bir şeyi icat etmek anlamına gelmesin. Facebook’a bakalım.

Mark Zuckerberg bir teknoloji icat etmedi. O var olan teknolojiyi kullanabildi. Bugünkü start up’lara baktığımızda çoğunluğun bu şekilde olduğunu görebilirsiniz. Bence start up’ı en iyi tanımlayan kelime inovasyon. Eğer bir restoran ya da mağaza açarsanız siz girişimcisiniz demektir, start up değil. Çünkü yeni bir iş modeli icat etmiyorsunuz. Start up kurmak artık çok global bir durum, her yerden her şekilde gerçekleştirebilirsiniz. İnternet ve düşük fiyatlı teknoloji sayesinde dünyanın artık herhangi bir yerinde start up şirketleri görmek mümkün.

Türkiye genç girişimcileriyle övünen bir pazar. Siz Türkiye’deki start up’ları nasıl buluyorsunuz?
Dünyanın her yerinde girişimciler, hırslı, başarma duygusu yüksek, tutkulu, risk almaya hevesli kişiler olarak öne çıkıyor. Ancak her ülkede inovasyona yaklaşım farklı. Çünkü her ülkenin kendine has gücü, kültürü, tarihi, coğrafyası ve sorunları var. Türkiye’nin ülke olarak güçlü yanları var. Fiziksel ve manevi olarak Türkiye bir köprü. Ülkeleri ve kültürleri birleştiriyor. Bu da farklı hizmetleri sunabilme avantajını sunuyor.

Sizce Türkiye’deki en başarılı start up’lar kimler?
Bu pazarı çok iyi bilmiyorum ama bana söylenen en başarılı şirket Yemeksepeti. Bu şirketin orijinal bir fikri var. Geldiği nokta da çok başarılı. Büyüme potansiyeli olan ve büyüyen bir şirket konumunda. Kültürü de kullanıyor. Bu fırsatı yakalamış. Şu anda Dubai’ye açılıyorlar. Benim anlatmak istediğim start up şirket özelliği bu. Start up’ların geliştirilebilen bir yapısının olması gerekiyor. Bu şirket de bunu başarıyor.

En çok hangi sektörlerde start up’lar ortaya çıkıyor?
Telekom, BT, teknoloji ve tıbbi cihazlar… Sağlık, eğitim, enerji gibi sektörlerde de start up’lar artıyor. Bu her ülkenin ihtiyacına göre değişir.

Bazı global dev şirketlerin start up’ları satın alma gibi hedefleri var… Neden?
GE’yi düşünelim. CEO’su Jeff Immelt, İsrail’de çok basit bir mesajı verdi: “İnovasyon konusunda çok başarılısınız. Şirketi, büyütmek için sizlere ihtiyacımız var.” GE, İsrail’de start up’ları satın aldı, AR-GE merkezi kurdu. Start up’lar çok güzel inovasyon yapabiliyor, inovatif fikir bulabiliyorlar ama nasıl büyüyeceklerini bilmiyorlar. Bu da onların problemi… Büyük şirketlerin de tam tersi problemi var. Çok iyiler ama yeni ürün, yeni sektör yaratmada, inovasyonda başarılı olamıyorlar. Bu nedenle start up’lara ihtiyaç var.

BEĞENDİĞİM İKİ START UP
AIRBNB’NİN HİKAYESİ Microsoft, Google, Apple gibi şirketler, zaten en başarılı bulduğum start up şirketleri arasında. Örneğin Airbnb, 2-3 kişi tarafından kuruldu. Nerede kalacağınızı bilmediğinizde, dünyanın dört bir yanındaki şehirler için semt rehberi sunuyor. Nerede ne var, nerelere gidilmeli gibi önerilerde bulunuyor, bu site üzerinden ev kiralayabiliyor veya evinizi kiraya verebiliyorsunuz.

WAZE’İN BAŞARISI Bu aslında internetin, inovasyonun ve yeni iş modelinin gücünü gösteriyor. Diğer bir şirket ise Waze. Waze, dünyanın en büyük trafik ve navigasyon aplikasyon şirketi. O kadar başarılı oldu ki Google 1,1 milyar dolara Waze’i satın aldı. Bence bunlar son zamanların en iyi örnekleri.

inovasyon3KAMU NASIL DESTEK SAĞLAMALI?
TEŞVİK PROGRAMI İsrail’de uygulanan Yozma diye bir program var. Daha sonra birçok ülke bunu uyguladı. Bu, start up kurmayı teşvik eden bir program. İsrail’de 1990’larda uygulanmaya başlandı. Bence Türkiye’de de dünyanın herhangi bir ülkesinde finansman önemli bir sorun.

DEVLETİN YAKLAŞIMI Bu programla şu oldu: Devlet, “Ben sana finansman sağlarım, eğer girişim başarılı olursa çoğunluk kâr sende kalır, bana da giriş parasını ödersin. Ama eğer başarılı olmazsa yatırılan parayı ödemene gerek yok” dedi. Bu sistem çok başarılı oldu. Farklı şekillerde birçok ülke de sistemi kullanıyor.

Start up kuran bir girişimci hangi özelliklere sahip olmalı?
Öncelikle bir fikri olmalı. Ancak bu fikrin inovasyona dönüşebilmesi önemli. Birçok iyi fikri olan başarılı olamıyor. Birçoğu bu fikirle ne yapacağını bilmiyor. İkincisi bu fikrin gerçeğe dönüşmesi konusunda hırsı, emeği, isteği olması gerekiyor. Risk alabilen yapılar olmalı. Diğer bir özellik de problemin nereden geleceğini tahmin etmek. Girişimci problemi görür ve çözümünü bulur. Herkesten farklı bakabilir. Hatta problemi fırsata dönüştürür.

Start up’lara sağlam bir şekilde büyümeleri için ne tavsiye edersiniz?
Öncelikle gerçek ve doğru bir probleme çözüm sağlıyor olmaları lazım. Birçok yeni girişimci de bunun üzerinde çalışıyor. Geleceklerini öngörebilmeliler. Yaptıkları iş başkaları için değer taşıyor olmalı.

Sizce özellikle hangi ekonomiler start up iklimi için cazip?
İnsanların işlerine gittiği ama aynı zamanda eğlence için vakit ayırdığı ekonomiler diyebilirim. Kişilerin özgür olduğu, kendilerini özgürce ifade edebildiği yerlerde daha çok start up çıkar. Türkiye’nin çok enerjisi var. Aynı şekilde Kenya’ya, Kolombiya’ya, Brezilya’ya bakarsınız bu ülkelerde de büyümek için enerjiyi hissedersiniz.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.