“Gelişmiş pazarlara gitmeye hazırız”

Insider, 2012’de Hande Çilingir liderliğinde bir SaaS platformu olarak kuruldu. İlk olarak kişiselleştirme ürünleri sunan şirket, bu ürünle başarı elde edince 13 ülkede liderliğe ulaştı. Son bir yıldır öngörüsel tahminleme üzerine çalışıyorlar. Insider Kurucu Ortağı ve CEO’su Hande Çilingir, “2018 sonuna kadar 25 ülkede bulunmayı planlıyoruz. Her pazarda en büyük 50 web sitesini kazanmak istiyoruz” diyor.

Hande Çilingir, daha öğrenciyken İngiltere’de PepsiCo, Coca-Cola gibi şirketlerin satış, pazarlama ve finans departmanlarında çalıştı. Okuldan arkadaşı Serhat Soyuerel’le birlikte henüz Türkiye’de Facebook yokken üniversitelere sosyal ağlar kurdu. Ardından yurt dışında kariyerlerini sürdürürken Fethiye’yi İngilizce dil eğitiminde Malta gibi konumlama fikriyle Türkiye’ye döndüler. English&More adlı bir okul kurdular. Okul Türkiye’nin en fazla yabancı öğrenci getiren kurumu oldu. Ancak bu başarıyla yetinmeyen girişimciler, şirketlerini satarak buradan elde ettikleri gelirle Insider’ı kurdu. Dijital ve online pazarlama yapan şirketlere, çok kanallı müşteri deneyimini iyileştirme üzerine çözüm hizmetleri sunan Insider, bugüne kadar 3,3 milyon dolar yatırım aldı. Girdiği her ülkede de pazar lideri oldu. Şu an Vietnam dahil 8 ülkede ofisleri olduğunu ve 13 farklı ülkede ürünlerinin kullanıldığını belirten Insider’ın Kurucu Ortağı ve CEO’su Hande Çilingir, yurt dışında daha fazla büyüme peşinde olduklarını açıklıyor. “2018 sonunda 25 ülkede bulunmak istiyoruz. Her pazarda en büyük 50 web sitesini kazanmayı planlıyoruz” diyor. Insider Kurucu Ortağı ve CEO’su Hande Çilingir, girişim hikayesini ve Insider’la ilgili hedeflerini şöyle anlattı:

Girişimcilik hikayenizden bahseder misiniz?

Bursa Anadolu Lisesi mezunuyum. London School of Economics’te lisans eğitimimi tamamladım. Öğrenciyken kurumsal şirketlerde çalışmaya başladım. PepsiCo, Coca-Cola gibi şirketlerin satış, pazarlama ve finans departmanlarında çalıştım. Okuldan arkadaşım Serhat’la birlikte kendimize küçük bir ekip kurup “Etkisini görebildiğimiz işler yapalım” dedik. Daha Türkiye’de sosyal ağlar yokken Türkiye’deki üniversiteler için sosyal ağlar kurduk. Bilgi Üniversitesi, İzmir Ekonomi Üniversitesi için network’ler oluşturduk. Bu ağlar okullar tarafından satın alındı.

Sonrasında neler yaptınız?
Bir yandan sosyal sorumluluk projelerine önem verdiğimiz için Bilgi Üniversitesi, Koç Üniversitesi ve İzmir Ekonomi Üniversitesi kampüslerinde küçük pizza ve mısır stantları oluşturduk. Bu satışların geliriyle çevre okullara bilgisayar laboratuvarı yaptırdık. Bu proje Junior Chambers International tarafından yılın sosyal girişimi seçildi. Okuldan mezun olunca “Ne yapabiliriz, kendi işimizi nasıl kurabiliriz” diye düşünmeye başladık. Ancak kendi işini kurmak için doğru yer, doğru zaman ve doğru insan kavramı önemli. Bu üç kriterin bir arada olması gerekiyor. Okuldan mezun olunca bu kriterleri hemen sağlayamadık. Yükselen ekonomilerin olduğu coğrafyalara gidip çalışmaya karar verdik.

Nerelere gittiniz?
Serhat Soyuerel, Rusya’ya gidip Moskova’da yatırım bankacılığı yapmaya başladı. Ben de Çin’e giderek 2 yıl master yaptım. Daha sonra Çin’in iş yapış kültürünü öğrenmek için Çin menşeili bir şirkette çalıştım. Ardından kurumsal bir şirkette yatırım danışmanı olarak çalışmaya devam ettim. Bir süre sonra girişimci olma hayallerimizi gerçekleştirmek için aklımızda bir projeyle Türkiye’ye döndük. Fethiye’de yaz kış 7 bin İngiliz yaşıyordu. İngiltere ve Amerika’daki İngilizce eğitim sektörü işine, “Neden Malta’da olduğu gibi Fethiye’de girmeyelim” dedik. Fethiye’de bir okul kurduk. Yurt dışından gelecek öğrenciler İngiliz ailelerin yanında konaklayacak aynı zamanda Fethiye’de tatil yapacaklardı ve okulda da İngilizce eğitim alacaklardı. Türkiye’de daha o zamanlar melek yatırım kavramı bile çok yokken okulu kurmak için 2009’da ilk yatırımımızı aldık. Yaklaşık 300 bin dolar civarında bir yatırımdı. İlk yıl sadece bir öğrencimiz geldi. “Bir şeyleri yanlış yapıyoruz” düşündük ve “Buraya yurt dışı eğitim danışmanlık şirketlerini getirelim, İngiliz ailelerin yanında konaklasınlar ve ortamı görsünler” dedik. Haftada 2-3 farklı ülkeye giderek 25 ülke gezdik. Bir yıl içinde 1.500 öğrenciye ulaştık. Üçüncü yılın sonunda 35 farklı ülkeden 3 bin 800 öğrenciye ulaşmış olduk. Okul Türkiye’nin en fazla yabancı öğrenci getiren kurumu oldu. Okulun adı English&More idi. Sonra okulu sattık. Okulun adını International Mediterranean Academy (IM Academy) yaptılar.

 

Kime sattınız?
Bilgi Üniversitesi kurucularından Oğuz Özerden aldı. Satarken çok zorlandım ama banka hesabınıza yatan parayı görünce de emeklerinizin karşılığını almak sizi tatmin ediyor. O işin satışını yaparken kafamda teknoloji işi yapmak vardı.

Teknolojide planınız neydi?
Okul işinden sonra “Teknoloji işinde olmalıyız” dedik. E-ticaret siteleriyle konuştukça onların satış dönüşüm oranlarını artıracak teknolojilerin olmadığını gördük Dönüşüm oranlarını artıracak bir kişiselleştirme platformu sunalım istedik. Web sitelerine, mobil uygulamalara entegre olan, kullanıcı davranışlarını anlayan, kaydeden, kullanıcıya özel içerik sunan bir teknoloji platformu yarattık. Panele girip, kullanıcıları segmentlere ayırıp kullanıcıya özel aksiyonu ve içeriği dakikalar içinde yaratabiliyorsunuz. Bir yıl Ar-Ge çalışması yaptık. Bir home ofis tuttuk. CTO’muz Mehmet Sinan Toktay, 3’üncü kurucu ortak olarak aramıza katıldı. Dördüncü kurucu ortağımız Arda Köterin, sonrasında Okan Yedibela ekibe dahil oldu. Bir yıl boyunca teknoloji işlerini öğrendik, ürünün tasarımını yaptık. Ürünü ilk hale getirdik. Altıncı ortağımız Muharrem Derinkök de sonradan aramıza katıldı.

Görev dağılımını nasıl yaptınız?
Serhat büyümeden sorumlu, Sinan CTO’muz, Okan mühendislik departmanının başında, Arda müşteriden sorumlu, Muharrem üründen sorumlu, ben de CEO’yum.

Finansmanı nasıl hallettiniz?
İlk bir yıl kendimizi finanse ettik, işe alımlar yaptık, onları ödedik. Sonra ilk yatırım Galata Business Angels’tan geldi. Galata Business Angels’a paradan ziyade network’lerine girmek, e-ticaret know how’larından faydalanmak için başvuru yapmıştık. 3-5 dakika içinde yatırım kararı aldılar.

Yatırımı nasıl değerlendirdiniz?
İlk yatırımdan ve Türkiye’deki ilk müşterilerimizle çalışmaya başladıktan sonra global bir ürün hayal ettiğimiz için yurt dışına gittik. Serhat büyümeden sorumlu kişi olarak Rusya’ya gitti. Orada bir yıl kaldı ve ekibi kurdu. Müşterilerimiz web siteleri ve mobil uygulamalar… Tüm sektörleri hedefliyoruz. Bir yıl içinde Rusya’nın en büyük 40 online site ve mobil uygulamasıyla çalışmaya başladık. Hemen ardından ben Orta Doğu açılımını yapmak üzere Suudi Arabistan ve Dubai’ye gittim. Onun arkasından hem potansiyel olduğu hem e-ticarette güçlü olduğu için Polonya’ya gittik. Polonya’nın en büyük e-ticaret sitesi Allegro ile çalışmaya başladık. Yedi ay önce de açılımımızı Asya Pasifik tarafında başlattık. Tüm Doğu’da Insider’ın kurulmasını sağlayıp sonra bu yıl içinde İngiltere gibi daha gelişmiş pazarlara gitmeyi hedefliyoruz. Asya Pasifik’te Singapur, Malezya ve Endonezya ile açılımımız devam etti. Bu yıl da Japonya, Kore ve Avustralya ile açılımımızı sürdüreceğiz. Şu an Vietnam dahil 8 ülkede ofislerimiz var ve Insider ürünleri 13 farklı ülkede kullanılıyor.

Insider’ı globalde başarıya götüren ürünün özellikleri neler?
Insider bir SaaS platformu. Panelimize girerek kullanıcıları geldikleri lokasyona göre ya da sayfa ziyaret sayılarına göre ya da baktıkları ürünlere göre segmentlere ayırabiliyorsunuz. Insider, bu segmentasyondan sonra da kullanıcının dönüş oranlarını artırmak için aksiyon alabilen bir platform. Mesela kullanıcıya özel bir içeriği sitede kodsal bir değişiklik yapmadan, panelimizi kullanarak dakikalar içinde aktifleştirebiliyorsunuz. Son bir yıldır üzerinde çalıştığımız yepyeni bir teknoloji var. Bu sadece Amerika’da birkaç şirketin yaptığı bir teknoloji, adı öngörüsel tahminleme. Bugüne kadar partnerlerimizden 85 terabaytlık bir data topladık. Bunların hepsini işledik. İşledikten sonra geldiğimiz nokta şu: Kullanıcıları artık tahminlemelere göre segmentliyoruz. Artık sizin herhangi bir sitede satın alma ihtimalinizi hesaplıyoruz. Bu ihtimale göre size bir içerik yaratıyoruz. Bu teknolojiyi reklam kanallarında kullanabiliyoruz. “Satın alma ihtimali düşük olana bu reklamı göstermeyin, yüksek olana gösterin” diyebiliyoruz. Her ülkede pazar lideriyiz.

Şu ana kadar kaç tur yatırım aldınız?
GBA’dan 250 bin dolar yatırım aldık. Sonra tohum yatırımımızı Rusya açılımı öncesinde Aslanoba Capital’dan 700 bin dolar olarak aldık. Son olarak 6 ay önce Wamda Capital ve 212 Capital ve Öncü Venture Capital’ın da katılımıyla 2,2 milyon dolarlık yatırım aldık.

Şimdi sırada ne var?
Japonya, Kore ve Avustralya’ya girme hedefimiz var. O hedeflere ulaşmak istiyoruz. 2018 sonuna kadar 25 ülkede bulunmak istiyoruz. Şu an yaklaşık 200’ü aşkın müşterimiz var. 2017 sonunda 300 müşteriyi aşmak istiyoruz. Her pazarda en büyük 50 web sitesini kazanmak istiyoruz.

”EN ZORLAYAN KONU İNSAN OLDU”

BAKIŞ AÇISI Bu süreçte bizi en zorlayan konu insan oldu. İsrail’e baktığınızda 1.800 kişi başına bir start up düşüyor. Türkiye’de bu çok geride. Türkiye’de start up’larla iş yapmaya risk olarak bakılıyor. Doğru insan gücüne ulaşmak bu bakış açısında zor.

Z KUŞAĞI Bir de Z kuşağı hedef ve hayallerine daha hızlı ulaşmak istiyor. Onlar için bazen daha az çalışıp daha çok kazanacakları işler cazip görünüyor. Oysa bizim ülkemiz için daha çok çalışmamız, daha fazla start up kurmamız gerekiyor. En fazla zorlandığımız konu insanları start up’larda çalışmaya ikna etmek.

1 Comment

  1. Hande

    26 Nisan 2017 at 13:07

    Bilgi universitesi mezunu degil miydiniz?

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.