“Bizim işimiz şövalyelik gibi”


Türkiye’de teknoparklar çok önemli bir açığı kapatıyor. Teknolojik gelişimi destekleyen bu oluşumlar, adeta Türkiye’ye nefes aldırıyor. Bunlardan biri de İTÜ Arı Teknokent. Ortak iş yapma kültürünün büyümenin en önemli faktörlerinden biri olduğunun altını çizen İTÜ Arı Teknokent CEO’su Kenan Çolpan, “Teknoparklar ilginç yerler. Bu iş aslında bir bakıma şövalyelik… Batma ihtimaline rağmen iş yapmaya, girişimleri geliştirmeye, teknoloji üretmeye çalışıyorsunuz” diyor.

NİL DUMANSIZOĞLU
ndumansizoglu@capital.com.tr

İTÜ Arı Teknokent’in temelleri, 1992’de İstanbul Teknik Üniversitesi ve KOSGEB işbirliğiyle kurulan İTÜ-KOSGEB TEKMER ile atıldı. 2001’de ise Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle teknokent olan İTÜ Arı Teknokent, kurulduğu günden bu yana girişimcileri ve şirketleri AR-GE ve inovasyon odaklı teknoloji işlerine yönlendirmek için çaba gösteriyor. Bugün bünyesinde 210’dan fazla şirket ve 7 binden fazla AR-GE personeli çalışıyor. Avrupa’nın en iyi 8’inci, dünyanın en iyi 18’inci kuluçka merkezi olan İTÜ Çekirdek ise girişimcilik ekosistemine önemli katkılarda bulunuyor. Sadece 2015’te İTÜ Çekirdek’e başvuru sayısı 3 bin 900’e ulaştı. Girişimcilere 4 yılda 7 milyon TL’den fazla destek sağlandı. İTÜ Arı Teknokent CEO’su Kenan Çolpan, yeni bir kuluçka merkezinin de müjdesini veriyor. İTÜ Çekirdek’in yanında bir de Magnet adında daha geniş kapsamlı bir kuluçka merkezinin yatırımını yaptıklarını ifade eden Çolpan, bu merkezin 2016’da faaliyete geçmesini planladıklarını söylüyor. İTÜ Arı Teknokent’in en önemli programlarından biri de İTÜ Gate. Bu programa başvuran ve 6 haftalık bir eğitimden geçen şirketler arasından seçilen 8 şirket, Amerika’da ürünlerini satma imkanı buluyor. Programı, İTÜ Arı Teknokent’in dünyaya açılan kapısı olarak niteleyen Çolpan, “Teknoloji konusunda Amerika bambaşka bir pazar. Burada ürünleri anlatmak diğer ülkelere göre daha kolay” diye konuşuyor. Çolpan ile Türkiye’deki teknokentlerin durumunu, İTÜ Arı Teknokent’i ve hedeflerini konuştuk:

Teknokentler neden var ve faaliyet alanları nedir?
Refahın en büyük destekleyicilerinden biri teknolojik girişimler. Bunları desteklemek amacıyla Türkiye, teknoparklar ve diğer bir deyişle teknoloji geliştirme bölgeleri (TGB) kurma kararı aldı. ODTÜ ve İTÜ’nün teknokentleri de bu doğrultuda kurulan ilk teknokentler oldu. Buralarda yığınlarca proje üretiliyor. Bütün projelerin odağında AR-GE ve inovasyon var. Örneğin İTÜ’de proje sayısı 2 binleri geçti. Bu projelerden elde edilen 150 milyon dolarlık bir ihracat, 1 milyar dolardan fazla ciro var. Yani, teknokentlerin ekonomiye çok ciddi bir katkısı olduğunu söyleyebiliriz.

İTÜ Arı Teknokent’ten bahseder misiniz?
Şu an şirket sayımız 210’u geçti. Her ay yeni şirketler de başvuruyor. Bunlar akademik şirketler, küçük ve büyük ölçekli şirketler. Aralarında Vodafone, İş Bankası gibi büyük şirketlerin AR-GE departmanları bulunuyor. Bu şirketlerde 7 bine yakın AR-GE personeli çalışıyor. Bütün bunların yanı sıra bir de bizim çok sevdiğimiz kuluçka merkezlerimiz var. Buradan yıl içerisinde AR-GE’ye, inovasyona kafa yormuş birçok girişimci faydalanıyor. Bunları da büyütme çabalarımız mevcut.

Girişimcilere nasıl destekler veriyorsunuz?
Teknokentler birer kümelenme mantığıdır. Dünyayı incelediğimizde ortak iş yapma, büyümenin en önemli faktörlerinden biri. Biz de bunu fark ettiğimiz için bu kültürü yaymaya çalışıyoruz. Artık logomuzda “brigter together/birlikte daha parlak” yazıyor. Öncelikle ofis desteklerimiz var. Daha fazla hizmet verebilmek için altyapı yatırımları yapıyoruz. Bu binaları krediler çekerek AR-GE ve inovasyona en uygun şekilde tasarlıyoruz. İçimize de kabul edilen şirketleri aldığımızda gelirimiz kiralar oluyor. Fakat bu aldığımız kiralarla da yaptığımız minimal kârları ekosisteme geri döndürmeye çalışıyoruz. İçimize aldığımız şirketler arasında yarışmalar düzenliyoruz. En iyi projeleri olanları seçiyoruz. Hatta bunlar arasından en fazla ihracat imkanı olanları İTÜ Gate Programı’na çağırıyoruz.

“TEKNOPARKLAR ARTARSA ÇAĞ ATLARIZ”
ANADOLU GERİDE Anadolu’da bulunan teknokentler, şirket bulma konusunda bizim 10 yıl önceki halimize benziyor. İnsanlara, AR-GE ve inovasyonun değerli bir şey olduğunu, burada bulunacak ürünlerin çarpan değerinin yüksek olduğunu anlatıyorlar. Türkiye daha çok geride, içine bilim katılan işlerin artması gerekiyor.
RAĞBET ARTMALI İTÜ Çekirdek gibi örneklerin artmasını istiyoruz. Yeni girişim kazandırmak çok önemli. İstihdama da büyük bir katkısı var. Teknoparkların sayısı artar, mevcuttakilerin hepsi ruhuna uygun olarak daha verimli çalışmaya başlarsa Türkiye çağ atlar. Bu merkezlerin sayısının artması gerekiyor ama öncelik şirketlerin Anadolu’daki üniversitelere yönelmesini sağlamak olmalı.

İTÜ Gate Programı’ndan bahseder misiniz?
Gate programıyla hedefimiz, ihracatta arz sağlamak, AR-GE ve inovasyona dayalı olarak ekonomiyi büyütmek. Amerika teknolojiye en açık pazar olduğu için öncelikle orayı kendimize hedef seçtik. Bu kapsamda hem Chicago hem San Francisco’da ofisler kurduk. Daha önce sadece İTÜ Arı Teknokent’in katıldığı bu programı, tüm Türkiye’ye açmaya karar verdik. Öncelikle en iyi 20’yi seçiyor ve 6 haftalık bir eğitim sürecini başlatıyoruz. O 20’den de kapasitemiz sınırlı olduğu için en iyi 8’i seçiyoruz. Sadece 8 şirket gidebiliyor ama bu eğitimden geçen ve gidemeyen şirketlere de çok büyük katkılar sağlanıyor. Onların da uçak ve otel gibi tüm masraflarını karşılıyoruz. 3 hafta Chicago, 1 hafta San Francisco olmak üzere 1 ay Amerika’da kalıyorlar. Onları kendi sektörlerinin devleriyle görüştürüyoruz. Hedef, bir şirketin ihracat için gerekli tohumlamayı yapması. Uçaktan indikleri andan itibaren 1 ay koşuyorlar. Sabah 8.30’da toplantıyla başlayıp akşam 6’ya kadar eğitim, toplantı, mentor görüşmeleriyle geçiyor. Gerçek bir hızlandırma programı.

KAÇ PROJE BAŞVURDU?
İTÜ Çekirdek’e sadece bu yıl 3 bin 900 proje başvurdu.

İTÜ Gate Programı’na seçim yaparken girişimcilerden neler bekliyorsunuz?
En azından birkaç fatura kesmiş olması gerekiyor. Bu ticari bir program olduğu için hedef, şirketin zenginleşmesini sağlamak. Teknoparklar olarak bizim de asıl hedefimiz bu. Bilim için bilim, üniversitenin kendi içinde oluyor. Ama üniversitenin bu yüzünde, teknoparklarda, ticaret amaçlı bilim yapılıyor. Yani bilginin satılabilmesi lazım. Satılabilir mi değil mi, globalleşebilir mi, bunlara bakıyoruz. Teknoloji konusunda Amerika bambaşka bir pazar. Burada ürünleri anlatmak diğer ülkelere göre daha kolay. Teknolojiye aç bir pazar ve “farklı ürün gelse de alsak” diye bakıyorlar.

Kenan Çolpan

Kenan Çolpan

“FİKRİM ÇALINIR KORKUSUNU ATMALILAR”
BİRLİKTE ÇALIŞMA KÜLTÜRÜ Türkiye’nin ilk sınıfta kaldığı nokta beraber çalışmama alışkanlığı. Silikon Vadisi’nde rakipler bir araya gelip fikir paylaşımı yapıyor. Hedef beraber büyümek, yandakinin büyümesini kıskanmak değil. Türkiye’de girişimciler fikri çalınır diye büyük etkinliklerde sahneye çıkıp sunum yapmıyor.
BAŞARI İÇİN NE GEREKİYOR? Girişimcilerin ürünlerini hayata geçirmek için harekete geçmesi gerekiyor. Bunun için de pek çok konuyu öğrenmeliler. Sadece mutfak kısmı değil, satış kısmını da çözmeliler. Pazarlama öğrenmeleri, muhasebeden şirket yönetimine kadar pek çok konu hakkında kendilerini geliştirmeleri gerekiyor.

Bu yıl Gate programı kapsamında neler yapacaksınız?
Bu yıl hedefimiz minimum 2, yapabilirsek 3 tane Gate yapmak. Bu 24 şirketin saha çalışması yapması demek oluyor. 60 şirket ise totalde faydalanmış oluyor. Programla şirketlere çok iyi bir eğitim veriyor ve çok farklı bakış açıları sağlıyoruz. 5-10 milyonluk cirosu olan şirketler bile pazara farklı bir şekilde bakma ve ürünlerini ihraç etme konusunda birçok şey öğreniyor. Şirketlerin Gate’de ilk 8’e girebilmeleri en önemli kriterimiz, dış pazarı anlayıp kendini en iyi anlatacak seviyeye gelmiş olmaları gerekiyor. Bu yatırımları yaparken bunların satışa dönebilmesini istiyoruz. Bazen ürünler çok lokal yaklaşımda oluyor. Biz o çözümleri globale döndürmeye çalışıyoruz. Ürünlerini bir ihraç ürününe dönüştürebilecek şirketlerimizi anlamlandırıp ona göre seçimler yapıyoruz.

İTÜ Çekirdek’in faaliyetlerinden bahseder misiniz?
İTÜ Çekirdek, örnek gösterilen, hakiki çalışan bir kuluçka merkezi. Avrupa’nın 8’inci, dünyanın en iyi 18’inci kuluçka merkezi. 1,5 yıl önce de Güneydoğu Avrupa’nın en iyisi seçildi. İTÜ Çekirdek’e sadece bu yıl 3 bin 900 proje başvurdu. Büyük bir çoğunluğuna mentorluk verildi. Bunlardan yaklaşık 70 tanesi pazara çıkartıldı, kişilerin beğenisine sunuldu, yarışmalar ya da farklı alanlarda sergilendi. Bunların 20-25 tanesi ise ayrıca ödüllerle taçlandırıldı. Biz İTÜ Çekirdek’e girişimci seçerken homojenlik olması bakımından hangi hocalarımızdan, hangi öğrenci gruplarından faydalanabilir diye de bakıyoruz. Her gelen bizim formatlarımıza göre dosya sunuyor, o dosyalar hakemlerimize gönderiliyor, hakemler puanlıyor, değerleme kurullarına geliyor, değerlendirme kurulunda ölçeklendiriliyor ve tekrar puanlanıyor, oradan yönetim kuruluna geliyor, yönetim kurulu da vizyonumuza göre olan dengeye bakarak önce kimin geleceği konusunda karar veriyor. Yani çok aşamalı bir sistem. O yüzden İTÜ Çekirdek’e girmek o kadar kolay değil. Projenin devam edip etmeyeceğine hakem heyetleri bakıyor. Proje bitince ayrılıyorlar ya da halka halka geliştirip yeni projeler üretebiliyorlar.

Sizden kimler faydalanabiliyor? Üniversite öğrencilerine ne gibi avantajlar sağlanıyor?
Eğer bir fikri beğenmişsek peşini bırakmıyoruz. Mutlaka parlatmaya çalışıyoruz. Kapasitemiz kadar, değer katacağımız kadar şirket alıyoruz. 4 bin başvuru oluyorsa 100-200 tanesini alıyoruz. Çünkü çok fazla girişimci alıp yapıyormuş gibi gözükmek yerine gerçek bir hizmet vermek istiyoruz. Üniversite öğrencilerimize tüm imkanlarımızı açıyoruz. Bu bizim için tartışma konusu. Sanayi sitelerinden ilkokul mezunu olup enteresan robotikler yapabilen insanlar geliyor. Bizim de bazen kafamız karışıyor. Üniversite öğrencisi durumunu yumuşatsak mı diye düşünüyoruz. Şu anda üniversite öğrencilerinden oluşan girişimcilerimizin yüzde 60’ının İTÜ, yüzde 40’ının diğer üniversitelerden olduğunu söyleyebilirim.

KAÇ ŞİRKET VAR?
İTÜ Arı Teknokent’te 210 şirket bulunuyor.

“MAGNET ÇEKİM MERKEZİ OLACAK”
2016’DA DEVREDE İTÜ Çekirdek’i Arı Teknokent’in yönetimiyle beraber Balkanlar ve MENA tarafında çok rağbet gören bir start up cephesine çevirmeye çalışıyoruz. Bunun için de çok daha farklı bütçeler ayırdık. İTÜ Çekirdek’in 3-4 misli büyüklüğünde yeni bir kuluçka merkezini de 2016 bitmeden devreye almayı düşünüyoruz. İTÜ Çekirdek duracak ama aynı mantık içerisinde, içinde daha da farklı enstrümanların olduğu yeni bir alan yaratacağız.
HAYALİMİZ Bu alanın bir çekim merkezi olmasını istiyoruz. Bu yüzden adını ‘Magnet’ koyduk. Hem melek yatırımcı gruplarını hem start up’ları hem de venture capital’ları toplayacağımız, konferans odaları olan, gerçek bir sinerji ortamının olacağı bir yer olarak hayal ediyoruz. Yaza kadar açılacak hale gelmesini bekliyoruz.

Özellikle ilgilendiğiniz alan var mı?
Artık yavaş yavaş kümelenmenin değeri ortaya çıktığı için kendimize hedefler seçtik. Bunu ilk enerji alanında yaptık. Arı- 6 binasını tematik bir bina haline getirdik. Kapıdan adım attığınız vakit enerjiyle ilgili tüm profesyonellere ulaşabiliyorsunuz. Sağlıkla ilgili pek çok iş yapıyoruz. Bizim içimizden çıkan 7-8 şirketimiz bu alanla uğraşıyor. Kanser tanımlama makinelerinden tutun da farklı test solüsyonlarına kadar AR-GE yapan şirketlerimiz var. Bunlar için de yakında özel bir küme yapmak istiyoruz. Onun dışında inşaat ve otomotiv de İTÜ’nün çok güçlü olduğu alanlar. Onlarla ilgili de kümeler kurmayı düşünüyoruz. Deniz de bizim için olmazsa olmazımız. İTÜ, Bahr-i Hümayun olarak kurulmuştu. Tuzlada bir denizcilik fakültemiz var. Sırf denizle ilgilenen bir teknokent projemiz 1,5 yıldan beri bulunuyor. Şu andaki dağılıma bakıldığı zaman teknokentin yüzde 50’sinin BT, geri kalanın da farklı disiplinlerden oluştuğunu söyleyebiliriz.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.