Yetimhaneden çıkan girişim

ABD’de yaşarken üniversiteyi bitirip Kenya’da bir yetimhanede çalışan Kenton Lee, dar ayakkabılarla gezen küçük çocukları görünce girişimci olmaya karar verdi. Ülkesine döndükten sonra büyüyebilen ayakkabılar üzerine çalıştı ve hayalindeki ürünü yarattı. Şu ana kadar kâr amacı gütmeyen organizasyonu Because International ile 80 ülkede 70 bin çocuğa büyüyebilen ayakkabı ulaştıran Lee, “Bir çift ayakkabı ile hayat değiştirmek büyük bir mutluluk” diyor.

ABD’nin küçük bir şehri olan Idaho’da yaşayan Kenton Lee, üniversiteyi bitirdikten sonra dünyayı dolaşmaya başladı ve gelişmekte olan ülkelerde neler olduğunu keşfetmenin peşine düştü. Kenya’da yaşayıp bir yetimhanede çalışmaya başladığında hayatını değiştirecek bir duruma tanıklık etti: Yetimhanedeki küçük çocuklar, ayaklarına küçük gelen ayakkabılar giyiyordu. Bu durum ona büyüyen ayakkabılar yapma fikrini verdi. Lee, önce 2009 yılında çocuklara yardımcı olmak üzere kâr amacı gütmeyen bir organizasyon olarak Because International’ı kurdu. 2014 yılında da büyüyen ayakkabı ürünü geliştiren The Shoe That Grows projesini gerçekleştirdi. Bugüne kadar 80 ülkede 70 bin ayakkabıyı ihtiyacı olan çocuklara ulaştıran Lee, “Bir çift ayakkabıyla hayatları değiştirmek büyük bir mutluluk” diyor. Ancak Lee’nin girişimcilik hikayesi sadece büyüyen ayakkabılarla sınırlı değil. O şimdi 0-5 yaş çocukları sineklerden korumak için özel bir yatak üzerinde çalışıyor. Üç Afrika ülkesinde ürünü deneyen Lee, bu yıl içinde bu projeyi de hayata geçirmeye hazırlanıyor. Kenton Lee ile girişimcilik hikayesini ve gelecek projelerini konuştuk:

”AYAKKABILARINIZ KAÇ ÇOCUĞA ULAŞTI? 80 ülkede 70 bin ayakkabıyı çocuklara ulaştırdık.”

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? Kendinizden bahseder misiniz?
ABD’nin küçük bir tarım şehri olan Idaho’da yaşayan sıradan bir adamım. Nampa Idaho’da Northwest Nazarene University’de okudum. Ardından dünyayı görmek için seyahat ettim. Ekvator’da sekiz ay yaşadım. Daha sonra Kenya’da küçük bir yetimhanede çalıştım. Burada yaşarken The Shoe That Grows /Büyüyen Ayakkabı fikri ortaya çıktı.

Peki bu fikir nasıl doğdu?
Hepsi aslında beklenmeyen bir yolculuk oldu. Üniversiteyi bitirdikten sonra dünyayı gezmeye başladım. Bir yetimhanede çocuklarla yürüyorduk. Beyaz elbiseli küçük bir kız dikkatimi çekti. Ona baktım ve ayakkabılarının ona küçük geldiğini gördüm. Bu beni şok etti. Sonra baktım ki çoğu çocuğun ayakkabıları bu şekilde… Orası fakir bir yerdi ama yine de bu durum beni çok şaşırttı. Çocuklar büyürken eski ayakkabıların onlara küçük geliyor olması bana çözülmesi gereken önemli bir problem olarak göründü. Bunu değiştirebilecek fikirler üzerinde düşünmeye başladım. Sonra kendi şehrime döndüm ve bu konuya daha fazla odaklandım.

Sonra süreç nasıl ilerledi?
Çok uzun bir süreçti. Bu projeyi geliştirmek 6 yılımı aldı. Büyüyebilen ayakkabıları üretmenin yollarını aradım. Tüm bu süreçte birkaç bin ayakkabı geliştirdik. Bunların hepsi evimdeydi ve dünyadaki çocuklara bunları ulaştırmayı planladık. İki yıl önce 80 ülkede 70 bin ayakkabıya ulaştık. Şimdi The Shoe That Grows adlı organizasyon ile küçük bir ekibimiz var. Bu işi Idaho’da benim şehrimde yapıyoruz. Açıkçası bu benim için beklenmedik bir yolculuktu ve bir çift ayakkabıyla hayatları değiştirmek büyük bir mutluluk.

Kâr etmeyen bir organizasyon olarak bağışlarla ilerliyorsunuz ama başlangıçta sermayeyi nasıl elde ettiniz?
Benim küçük şehrimde belli etkinlikler yaparak bağış topladık. Bu benim hayalimdi ve eşimle buna para yatırdık. Başlangıçta çok fazla paraya gerek yoktu. Küçük miktarlarla projeyi başlattık. İki yıl önce ise dünyanın her yerinden bağışlar gelmeye başladı. İnsanların organizasyonumuza böyle katkılarda bulunduğunu görmek teşvik edici oldu.

Organizasyonu gerçekleştirirken ne gibi zorluklarla karşılaştınız ve nasıl bunların üstesinden geldiniz?
Fırsatları nasıl büyütebileceğimiz karşımızdaki en büyük zorluktu. Küçük sermayemiz, ekibimiz ve olanaklarımız vardı. E-posta ya da telefon üzerinden siparişler geliyordu ama bunları küçük kaynaklarımızla karşılamamız zor oluyordu. Bu süreçleri otomasyona geçirince biraz daha rahatladık. Bizimle çalışacak gönüllüler bulduk. Uzun süre sıkı çalıştık. Tüm bunların sonunda daha iyi bir pozisyona geldik. Şirketi yoluna koymamız ise birkaç yılı buldu.

Kaç ülkede toplam kaç çocuğa ayakkabı ulaştırdınız?
80 ülkede 70 bin ayakkabıyı çocuklara ulaştırdık. Biz ayakkabıları distribütörler aracılığıyla göndermiyoruz. Çocuklarla çalışan organizasyonlar yoluyla ihtiyacı olanlara iletiyoruz. 6 bin farklı aracıyla bunun için çalıştık.

.

”YENİ PROJENİZ VAR MI?Bednet adlı ürünümüz, 0-5 yaşındaki çocukları sineklerden koruyan özel bir yatak. Şu an prototip halinde.”

The Shoe That Grows ile ilgili gelecek planlarınız neler?
Geliştirdiğimiz ayakkabılara farklı özellikler eklemeyi planlıyoruz. Soğuk havada giyilebilecek botlar yapabiliriz. Farklı ölçülerde bot ve ayakkabılar geliştirmeyi istiyoruz. Bu ürünleri sadece çocuklarla sınırlamayıp yetişkinler için de ürün yapabiliriz. Ayrıca perakende satışlarıyla doğrudan tüketiciye de bunun satışını gerçekleştirebiliriz. Geri dönüşüm içeren projeler yapmaya özen gösteriyoruz. Yine bu konuda çalışmalar olabilir. Bu fikrin etkilediği herkese ulaşmayı umuyoruz. Bir sonraki adım üretim olacak. Ayakkabıları üretmek için fabrika kurmaya başlayacağız. Etiyopya’da küçük bir fabrika kuracağız ve orada yaptığımız ürünleri Afrika’ya ulaştırmak kolaylaşacak. Öte yandan Haiti de ayakkabılarımızı kullanan başka bir ülke. Orada da küçük boyutta da olsa üretim yapmanın yollarını arayacağız. Birkaç yıl içinde birkaç ülkede ayakkabılarımızın üretilip dağıtılması için girişimlerimiz olacak.

The Shoe That Grows dışında başka projeniz var mı?
Evet, şu anda prototip olarak üzerinde çalıştığımız başka bir projemiz daha var, onun adı da Bednet. Bu ürün, 0-5 yaşına kadar olan çocukların sineklerden korunmaları için yapılan özel bir yatak. Dışarıda ya da içeride nerede olursa olsunlar bu yatakları kullanmak mümkün. Şu ana kadar 20 prototip geliştirdik. Üç Afrika ülkesinde 10 ürünü deniyoruz. Bu yıl içinde bu projeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz.

Girişimcilikte bundan sonraki adımınız ne olacak?
Bunu ben de bilmiyorum ama herkesi dinliyoruz. Dünyanın her yerindeki dağıtıcı, organizasyon ve bağışçılarımızla konuşuyoruz. Onlardan gelen fikirleri değerlendiriyoruz. Ürün geliştirmek için inovasyona gerçekten inanıyoruz. Çocukların hayatlarının nasıl kolaylaştırılabileceğine yönelik fikirleri her zaman araştırıyoruz.

“İNOVASYON, PROBLEMLERE ÇÖZÜM SAĞLAMAKTIR”
“DAHA İYİ OLABİLİR” İnovasyon hem insanlara yardım etmek hem işi bir yere getirmek için çok önemli bir şey. Daha fazla inovasyon içeren ürünlerle hayatlarımız daha iyi olabilir. Daha sağlıklı insanlar olabiliriz, daha çok çocuk okula gitme şansı yakalayabilir.

“YARATICILIĞA GEREK YOK” İnovatif olmak için çok yaratıcı olunması gerektiğine inanmıyoruz. Bill Gates ya da Steve Jobs olmanıza gerek yok. İnovasyon, problemlere çözüm sağlamaktır. Benim hikayemde de yetimhanede çalışırken bir sorun gördüm ve onu nasıl çözeceğim konusunda fikir yürüttüm.

“İYİ DİNLEYİCİ OLUNMALI” Ben çok yaratıcı bir insan değilim. O yüzden herkes bunu yapabilir. İyi bir dinleyici olmaları ve etraflarındaki sorunlara karşı gözlerinin açık olması yeterli. Sonra bunlara çözüm bulabilirler. Bu duruma sadece iş olarak yaklaşmamak lazım, insanlara yardım en önemli konu.

“FİKRİNİZİN ARKASINDAN GİDİN”
“DURMADAN ÇALIŞIN” Herhangi bir kimsenin çok çalışarak ve insanlara iyi davranarak her şeyi yapabileceğini düşünüyorum. Ben küçük bir şehirden sıradan bir adamım. Çok çalışarak ve insanlara iyi davranarak hayal ettiğim şeyi başardım. Bunu herkes yapabilir. Eğer iyi bir fikriniz varsa bunu gerçekleştirmek için durmadan çalışın. Her zaman işler yolunda gitmeyebilir ve hayallerinizi gerçekleştirmeniz uzun sürebilir. Önünüze zorluklar çıkabilir, reddedilebilirsiniz, sizi durduracak birçok şey yolunuza çıkabilir. Ama fikrinizin bir sorunu çözdüğünü düşünüyor ve bu fikre inanıyorsanız yolunuza devam edin.

“GİRİŞİMCİLERE DESTEK VERECEĞİM” Örneğin bizim için fikrimizi gerçekleştirmek 6 yıl sürdü. O yüzden fikrinizin arkasından gidin. Bundan sonra Because International organizasyonu için daha fazla girişimciler bulup insanların sorunlarına çözüm bulacak inovatif ürünler geliştirmek istiyorum. Onlara gereken kaynak, danışmanlık ve sermayeyi verip fikirlerini ürünlere dönüştürmek istiyoruz. Bana fikrimi gerçekleştirmek için birçok kişi yardım etti. Ben de dünyanın başka yerlerindeki girişimcilere yardım edip onların fikirlerini hayata geçirmelerine destek vermek istiyorum

“ÇOK REDDEDİLDİK”
6 YILLIK YOLCULUK Ürün üzerinde çalışmamız 6 yılımızı aldı. İlk zamanlar çok reddedildik, çoğu insan düşündüğümüz fikri gerçekleştiremeyeceğimizi söyledi. Ama ben çocuklarla yaşarken kendi gözlerimle onları gördüm ve bu fikrin gerçekleşebileceğine inanıyordum. İlk yıllarda sadece ürünü geliştirmek için çalıştık. Organizasyonu kurduk.

“HALA MÜKEMMEL DEĞİLİZ” Küçük bir gruptan oluşan gönüllüler ve yönetim kurulu ile ürünü nasıl geliştireceğimize kafa yorduk. İki yıl önce yapıyı kurduk. İşte bu dönemde benim dünyadaki en iyi arkadaşım profesyonel işini bırakıp bizim organizasyonumuza katıldı. Onu ortak olarak almanın çok büyük yardımı oldu. Birbirimizi tamamladık. Ürünümüz ve mesajımız belliydi: Ayakkabısı olmayan çocuklara geliştirdiğimiz ürünü vermek… Hala mükemmel değiliz ama önemli bir yol kat ettiğimizi düşünüyorum.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.