e-ticarette neye dikkat etmeli?


İyi fikirler, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de değerini buluyor. Avrupa’daki eğitimimin tamamlanmasının ardından ödeme sistemleri alanında Firstdata, ClickandBuy ve Klarna gibi şirketlerde üst düzey yöneticilik yaptıktan sonra 2012 yılında Türkiye’ye geldim. iyzico’daki ortağım Tahsin Işın da Avrupa’da benimle çok benzer süreçlerden geçerek ülkemize döndü. Burada e-ticaret alanında faaliyet göstermek istiyorduk ve şartları araştırmaya başladık. Maalesef Türkiye’de e-ticaret yapmak için girişimciler, karmaşık sanal POS başvuru işlemleri ve uzun bekleme sürelerine katlanmak zorundaydı. İşte iyzico fikri, bu noktada şekillendi. iyizco’yu, 2012’de ortağım Tahsin Işın ile birlikte 300 bin TL’lik sermayeyle kurduk ve attığımız adımlarla hızla büyüyen iyzico, kısa zamanda 1,4 milyon dolarlık yatırım aldı ve bugün 3 binden fazla kayıtlı üye iş yerine hizmet veren bir platforma dönüştü.

Barbaros Özbugutu/ Iyzıco CEO’su
iyzico sayesinde e-ticaret girişimcileri, bankalara gidip sanal POS başvuru işlemleriyle uğraşmadan, 48 saat içinde ödeme alabilir hale geliyor. Ayrıca e-ticaret sektörünün en büyük problemlerinden biri olan sahteciliğe de çözüm getiren iyzico, 150 fraud (sahtecilik) kontrol filtresi sayesinde girişimcilerin kabus görmesinin önüne geçiyor. Peki e-ticaretle uğraşmak isteyen genç girişimciler nelere dikkat etmeli? Evvela iyi bir fikriniz olmalı. Hedefinizi doğru seçip hedefe yönelik ürün ve hizmetlerle işe başlamalısınız. Ancak unutmayın ki başarıyı getiren şey fikri doğru yönetmek Hedefinize giderken, doğru ekip ve partnerlerle çalışmak çok önemli. İnternet’teki yüzünüz web siteniz. Ayrıca kurduğunuz yapı güvenilir olmalı. Özellikle ödeme sistemi noktasında çağın güvenlik standartlarını destekleyen bir arabirime ihtiyacınız var. Ayrıca bu sektörün oyuncularından biri olmak için ilk şart, fikrinizin arkasında durmak ve pes etmemek.

Başarı için yeni kural: Öğrendiğini unutmak
Murat Günenç/Musion Türkiye Yatırımcı Ortağı
Mutluluğun tanımını kendi işini kurmakta arayan orta yaşa yakın bir neslin gelişim ve değişim çabasının tam ortasındayız. Eğitimini bir yere memur ya da yönetici olmak için geçirmiş bu nesil. Esnaflığı, zanaatı az görmüş, çarkları oluşturmaktansa büyük çarkları döndürmeye yönelik yetiştirilmiş, 30-45 yaş arası hemen hepsi beyaz yakalı işlerde çalışan bir nesil. Katma değer ekonomisinin Avrupa ve ABD’deki gibi artması, küresel markaların oluşması, yüksek teknoloji ürünlerinin menşeinin Türkiye’den çıkması çok önemli. Bu hedefler, sadece yeni mezun, hayalleri büyük ama hayat ve iş tecrübesi sınırlı nesillerle gerçekleşmeye bırakılırsa bizleri yavaşlatır. Bu neslin küresel olarak duruşu, başarılı liderler ve girişimciler çıkarması, ancak çıkan fikirlerin büyütülmesi ve yönetilmesinde aynı Google ve Eric Schmidt örneğinde olduğu gibi farklı bir dokunuşa ihtiyaç duyuyor. Öte yandan diğer grupta olan olgun genç girişimcilerin de bambaşka bir öğreti ve dinamizme ihtiyacı bulunuyor.

Olgun genç girişimcilerin en önemli engeli, iyi birer girişimci olabilmesi için kurumsal bilgeliklerini ve reflekslerini unutma zorunluluğu. Kurumsalın dışındaki ormanın yeni kuralları, hızı, kurnazlığı ve alışılmadık düzeni; başarı için unutmayı gerektiriyor.

Öğrendiğini unutmak, kurumsal dev organizasyonlarda başarılı olmuş bireyler için daha zor. Başarının kuralını kafasında oluşturmuş olgun girişimci, hızlı bir evrimi tamamlamak ya da hayallerini kaybetmekle karşı karşıya.

Dışarıda ve de kitaplarda yazmayan bu öğreti yaşandıkça bulunan ve çok da bahsi geçmeyen, itiraf edilmeyen bir bariyer. Rekabeti bir kenara bırakmak, olgun girişimcilerin açıklıkla tecrübelerini paylaşmalarını ve sırt sırta vermelerini de gerektiriyor. Bu durumlarda lüks görünen koçluk ve mentorluk diğer bir opsiyon.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.