Sabancı olsaydınız gemileri yakar mıydınız?


Aile işletmelerinin sonunu hazırlayan konulardan birini de babalarını geçemeyen çocuklar sendromu oluşturuyor. Sıfırdan zirveye çıkan ve belki de ilkokul mezunu olan babaların başarısını geçemeyen çocukların sorunu ne peki? Bunun en büyük gerekçesi, babaların sahada yetişirken çocukların serada yetiştirilmesinden kaynaklanıyor olması. Seradan iş hayatına geçen genç jenerasyon resmen duvara tosluyor. Maalesef bu konu, iş dünyamızın temel sorunu durumunda.

Mehmet Akif Çakırer/Akademisyen

Aileler nasıl hata yapıyor?
Bizim zamanımızda imkanlarımız yoktu deyip tüm imkanları seferber ediyor, bu da çocukların yetişmesini engelliyor. Çünkü onları var eden yokluktu. Çocukları ise varlık için de yaşatıyorlar. Bakın İshak Alaton, ne diyor: “Çocukları zenginlik içinde yaşatmak büyük günahtır.”

İkincisi çocuklarına hiçbir şekilde güvenmeyip yetki devri yapmıyorlar. Burada da yavaş yavaş çocuklarına yetkilerini devretmeli ve onların yetişmesini sağlamalılar.

Genç jenerasyonun hatası ne?
Ciddi başarı kazanmadan fikirlerinin kabul edilmesini istiyorlar. Bunun yanında iş disiplininden babalarına göre çok uzaktalar. Aslında pek çok genç, ciddi bir başarı kazanmak istiyor ama gemilerini yakamıyor. Gemilerini yakan tek girişimci tanırım. Bu kişi de Ali Sabancı’dır.

Sünnet düğününde Ali Sabancı’ya altın bir künye hediye ederler. Künyede “A.Sabancı” yazmaktadır. Ali Sabancı, bu duruma çok içerler ve şunu fark eder: Sabancı’da kalırsa asla Ali olamayacaktır. Şirketteki kabul edilmeyen fikirlerinin de etkisiyle hisse senetlerini satar ve Esas Holding’e geçer. Pegasus’la Türk havacılık tarihinde bir devrim gerçekleştirir. Bugün ülkemizde insanlar çok ucuza uçabiliyorsa Sabancı’nın değil, gemilerini yakan Ali’nin sayesindedir. Peki sizin soyadınız Sabancı olsaydı, siz gemileri yakabilir miydiniz?

Verimliği artırmanın 7 yolu
ÖMÜR BENEK/Danışman
Şirketler için çalışmalarında verimliliği artırmak en zor olan adımlardan… Şirket verimliliği konusunda üst düzey yöneticiler ve liderlerin atması gereken adımları deneyimlerime göre şu şekilde özetleyebilirim:

1- Şirket hedefleriyle stratejik kararları bağdaştırabilmek: Hedeflere ulaşmak için de atılacak adımlar, yapılacak düzenlemeler ortaya konmalı ve bunlar için de bir öncelik sırası oluşturulmalı.

2- Pazarlamayla şirket stratejileri arasında bağlantı kurabilmek: Şirketlere yön veren yeni alanlara girmesini sağlayan, rakiplerle savaşmasını ve galip gelmesini sağlayan pazarlamadır. Dolayısıyla pazarlamayla şirket stratejileri ve organizasyon arasında bir köprü kurulmalı.

3- Teknolojik operasyonlarda ortaya çıkan maliyetleri yakından izlemek: Hem başlanan projelerin hem şirketin devam ettirdiği operasyonel faaliyetlerin devamlılığı çok önemli. İşte bu operasyonların da sürekli izlenmesi, eksikleri veya ihtiyacı ortaya çıktığında üst yönetimce desteklenmesi gerekiyor.

4- Her kademedeki çalışanın şirket hedeflerine katılımını sağlamak: Şirketin çaycısı bile olsa hangi kademede olursa olsun çalışanın şirket hedeflerine katılımını sağlamak, onun da başarıda payı olduğunu hissettirmek gerek.

5- Çalışan memnuniyetini sağlamak: Verimliliğin çalışanlar sayesinde sağlanabileceği unutulmamalı.

6- Hizmet süreçlerini iyileştirmek için tüm faaliyetlerin analiz edilmesi: Süreçlerin otomatize edilmesi, özellikle üretim bantlarına sahip olan şirketler için çok daha önemli.

7- Birimler arası çevik ekipler organize etmek: Şirket içindeki birimler arasında çevik birimler oluşturularak hem süreçlerin daha hızlı ilerlemesi hem verimliliğin artırılması sağlanmış olur.

sabanci-olsaydiniz2TARIMDAKİ BÜYÜK FIRSAT
Jonathan Ortmans/Kauffman Foundatıon
Global demografiler, 2050’ye kadar gıda talebinin yüzde 70 artacağını ve buna paralel olarak gıda fiyatlarındaki artışın da yüzde 100’ü bulabileceğini gösteriyor. Şurası çok net, global tarımcılık sistemi büyük bir baskı altında. Gelin siz de AgTech işine girin. Bu çok hızlı büyüyen bir endüstri, ancak çok daha fazla sayıda inovatif girişimciye ihtiyaç var. Bu aslında Donald Danforth Ekin Bilimleri Merkezi ile Kauffman Vakfı tarafından yapılan bir araştırmanın sonucu. 900 tane AgTech şirketinin veri analizlerini temel alan bu araştırma, devasa ölçeğine rağmen AgTech’in yenilenebilir enerji gibi sektörlere kıyasla çok az yatırım aldığını gösteriyor. Her ne kadar AgTech, şu anda gıda talebiyle çevresel etkiler arasında patika kurulmasına yönelik en iyi yolu sunuyor olsa da politika yapıcıların adımlarını akıllıca atması gerekiyor. İnovatif girişimcilerin bizim bugün yüzleştiğimiz kritik ve çok yönlü hedefleri tutturmak isteyen girişimciler ve yatırımcılar tarafından yönlendirilmesi şart. Hükümetler, bu amaç doğrultusunda gereksiz bariyerleri ortadan kaldırarak AgTech girişimciliğine hayat verirken son derece akıllı olmalı.

Sağlıkta memnuniyeti nasıl yarattık?
Halil Şahin/Girişimci
Müşterilerin hizmet anında görüşlerinin toplanması fikriyle başladığımız girişim yolculuğumuzda, Hastane Kalite Değerlendirme Sistemi (HKDS) projesini ortaya koyduk. HKDS ile belirlenen hedef değerlerin altında değerlendirmeler yapıldığında “otomatik uyarı” alınabileceğinden, problemlerin hizmet anında tespiti mümkün oluyor ve problemler çözülerek hastaların memnun bir şekilde hastaneden ayrılması sağlanıyor.

Sistemimizi tasarlarken farklı yaş ve eğitim durumuna sahip odak gruplarla yaptığımız çalışmalarda, hasta memnuniyet anketlerinin tamamlanma süresini 2 dakikaya kadar azalttık. Böylece anket doldurarak fazla zaman kaybettiğinden şikayet eden kişilerin de ankete katılımını sağladık. Hastanelerin istekleri doğrultusunda, yazılımımızı tabletlerde çalışacak şekilde tasarladık. Tablet hem kiosk şeklinde sabit bir yerde hem operatör aracılığıyla istenilen zamanda istenilen yerde kullanılabiliyor. Böylece daha fazla hastanın görüşüne ulaşılıyor. Web tabanlı hastane kontrol paneli aracılığıyla hastaneler, yapılan değerlendirmelerin sonucunu istedikleri yerden anlık olarak görebilirken performans ölçülerinin anlık takibini yapabiliyorlar. Ayrıca Sağlık Bakanlığı’nın zorunlu kıldığı hasta memnuniyet anketi çıktılarını, ekstra bir çalışma gerektirmeksizin alabiliyorlar. HKDS, kalite departmanının anketleri bilgisayara aktarmak ve analiz etmek için harcadığı zamanı daha verimli geçirmesine olanak sağlıyor. HKDS, hastanelerin yeni kategoriler ve yeni sorular oluşturmasını mümkün kılan dinamik bir alt yapıya da sahip. Böylelikle istek ve ihtiyaçlar doğrultusunda hastaneler, farklı zamanlarda farklı ölçümlerde bulunabiliyor.

Yatırım sürecinde müzakereler
Mert Yalkın / www.yenibiryatirim.com
GENEL PRENSİPLER Girişimci, yatırımcı sunumları sonrası kendisiyle ilgilenen yatırımcılarla müzakereye başlamadan evvel hangi koşullarla yatırım almak istediğini genel prensipler olarak belirlemeli. Özellikle aşama aşama her bir büyüme adımı için gerekli yatırım projeksiyonu, kendisinde tutmak istediği hisse oranı ve şirketin ileri süreçlerinde yönetime dair kendi tutumu girişimci tarafından baştan bilinmeli.

GÜVEN BUNALIMINI AŞMAK Şirket yönetiminde tecrübe sahibi olmamak gibi eksiklikler kesinlikle yatırımcının kontrol hisseye sahip olması için sebep değil. Bu eksiklikler yönetim danışmanlığı veya mentorluk ile tamamlanabilir. Bilinçli yatırımcılar, zaten bu temel prensibi genelde çiğnemez.

Başlangıçta müzakere sürecinin nasıl yürütüleceğine dair “termsheet” denen dokümanla süreç prensipleri belirlenirse beklenti uyuşmazlığından doğabilecek güven bunalımları engellenmiş olur.

GİZLİLİK ANLAŞMASI Girişimcinin, şirketine yatırım alabilmesinin birinci kuralı güvendir. Yatırımcı ile yapılan müzakerelerde girişimcinin işletmesine dair hiçbir bilgiyi gizlememesi gerekir. Girişimcinin yönetim becerisi, en az iş fikrinin orijinalliği veya büyüme beklentisindeki etkileyicilik kadar önemli. Bu sebeple girişimci, hem işini düzgün yönetebildiğini göstermeli hem yatırımcı adayına karşı dürüst olmalı. Anlaşma sağlandıktan sonra taraflar arasında gizlilik anlaşması ve niyet beyanı imzalanarak sürece hukukilik kazandırılır.

Yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Time limit is exhausted. Please reload the CAPTCHA.